annemin mutfak kokusu

Cuma, Mart 31, 2006

Avokado Nasil Birseydir?

Eskiden ulkemizde her yerde bulunamayan bu meyve (?) de artik marketlerde sanirim karsimiza cikiyor. Avokado ile ilk tanistigimizda meyve denildigi icin ben tatli, elma gibi birsey bekliyordum ancak tamamen farkli bir dokusu ve tadi var. Kesinlikle tatli degil, yagli bir tadi var. Agzinizda kayan cinsten. Ama oldukca lezzetli bence (tek basina yemediginiz surece). Yaninda birsey olmadan yenecek bir meyve degil fakat salatalara tat veren, ayni zamanda saglik icinde oldukca yararli. Cok kalorili olmasina ragmen, iyi bir antioksidan oldugu soylenmektedir. Bu da hucrelerin yaslanmasini onledigi ve kansere karsi koruyucu oldugu anlamina gelir. Protein bakimindan meyveler arasinda en zengin olanidir. Bol miktarda E vitamini, ve bazi B grubu vitaminleri icerir.

Alirken avokadonun renginin kopkoyu yesil ya da siyah olmasina dikkat edin, dokundugunuz zaman biraz yumusak olmali, semsert degil. Yoksa henuz olgunlasmamistir meyve ve hemen kullanamazsiniz. Evde 3-4 gun kadar beklerseniz yumusayacaklardir. Ben alirken olgununu alip hemen kullaniyorum, beklemeye hicbir zaman pek tahammulu olmayan biriyim :) Alttaki fotograflarin ilkinde olgunlasmis, ikincisinde dalda henuz olmamis bir avokado var. Yardimci olurlar belki.

Avokado Salatasi

Malzemeler
2 avokado

1 kutu ton baligi konservesi (catalla ezilmis)
½ kutu misir konservesi
½ cay bardagi kadar dogranmis aci biber tursusu
1 yemek kasigi mayonez
(eklemeseniz de olabilir zaten avokado yeterince yagli)
2 dal yesil sogan (ince dogranmis)
Arzu edilirse salatalik tursusu da eklenebilir.

Yapilisi
Once avocadolar yikanir ve ortadan (boylamasina) ikiye ayrilir (bastan basa bicakla kestikten sonra endinize cekmek yerine, iki yariyi ters yonlerde cevirin, goreceksiniz ki hemen ayrilacaklar). Cekirdek bir yarida kalacaktir. Cekirdegin ustune keskin bir bicak batirin ve kendinize dogru bicagi cekin. (cok duzgun ayirmaniza gerek yok aslinda bu sekilde olmazsa, cekirdeginin kenarindaki meyveyi de bicakla alabilirsiniz) Cekirdeklerini cikardiktan sonra, meyveyi kabugundan ayirin. Kabuklar tabak gorevini gorecekleri icin zedelenmesinler. Sonra cikardigimiz meyveler once catal ile ezilir ve diger malzemeler eklenir, karistirilir. Elde edilen karisim kabuki tabaklarin icinde servis edilir. Yalniz servisten hemen once yapilmasini oneriyorum, aksi takdirde avokadolar karariyor. Dolapta bekletmenizi onermem.

Sonuc
Herkesin sevmedigi ama sevenin de vazgecemedigi yemek oncesi aperatif, cok lezzetli ve hafif bence. Hatta benim de canim istedi, bu aksam yapayim :)

Bahar Gelmis Neyliyim

Nesrin Sipahi'nin cok guzel seslendirdigi bir sarkisi vardir "Bahar gelmis neyleyim, neyleyim bahari yazi.." Ama gercekten cok guzel bir sarkidir. Nesrin Sipahi ile Bahar arkadasim sayesinde tanistim. Sonra o kadar cok dinledik ki hala kulaklarimda.. Gecen gun aradan uzun zaman gectikten sonra ilk defa dinledim. Gercekten cok etkileyici. Tanismamis genc arkadaslara tavsiyem muhakkak bir kez olsun dinlesinler Nesrin Sipahi'yi.. Resmen insanin icini usuten, tuylerini diken diken yapan cok guclu bir ses..

bahar gelmiş neyleyim
neyleyim baharı yazı, sen olmayınca
eleleydik bir zamanlar
gözgözeydik, dizdizeydik
bizbizeydik bir zamanlar
yaz oldu, bahar oldu şu yalancı dünyada

hayat güzeldi senin yanında
yalanmış aşkın, yazık ki aldandım
ümit verirken güzeldi dünyaya
seven yanarmış, yazık sana kandım
bahar gelmiş neyleyim
neyleyim ah sen olmayınca

----------------------------------------------------------------------
kalbe dolan o ilk bakış
unutulmaz unutulmaz
sevda ile ilk uyanış
unutulmaz unutulmaz

ilkbahar yaz mevsim mevsim
birkaç mektup birkaç resim
yıllar geçse de o bir isim
unutulmaz unutulmaz

sahil boyu boş yamaçlar
isim yazılan ağaçlar
öpülen koklanan saçlar
unutulmaz unutulmaz

ilkbahar yaz mevsim mevsim
birkaç mektup birkaç resim
yıllar geçse de o bir isim
unutulmaz unutulmaz
----------------------------------------------------------------------

Gercekten bahar geldi bu arada, eski senelerin baharlarindan fotograflar..
Iyi haftasonlari diliyorum..

(fotograf: Evren Bal)

(whyte cliff - British Columbia, Canada, Fuat Atabey)

(Locarno Beach, Vancouver, Fuat Atabey)

(Salt Spring Island - British Columbia, Canada, Evren Bal)

Perşembe, Mart 30, 2006

Tam Gunes Tutulmasi

Dun canim evde kalip, evdeki bilgisayarda calismak istedi. O yuzden butun gun televizyon karsisinda bir yandan analiz yapip, bir yandan televizyonda ne var ne yok diye gezindim durdum. Aslinda televizyon izlemeyi pek sevmiyorum. Onun yerine aksamlari yap-boz yapmak, mutfakta zaman gecirmek, ya da kisa bir yuruyuse cikmak daha hosuma gidiyor. Ama maalesef yuruyusu haftaicinde pek yapamiyoruz. Esim isten geldiginde cok yorgun oluyor. Benim de sevdigim ve takip ettigim diziler var bir de tabi :) Bu aralar en cok Sohret'e takiliyorum. Ahu Turkpence'yi cok samimi, cok icten buluyorum. Nurseli Idiz de cok basarili..
Dun boyle televizyon izlerken, TRT'nin gunes tutulmasini canli verecegini biliyordum, onu izledim biraz. Cok guzel hazirlanmislardi bence. Manavgat'tan, Kapadokya'dan, Konya'dan ve Tokat'tan sanirim canli canli gunes tutulmasini bize de izlettiler. Zaten TRT'nin son donem yayinlarini cok begeniyorum ben. Diger kanallar artik iyice milleti uyuyan guzel yerine koyuyorlar. Iki tane yerli dizi, bir tane spor programi, bir de eglence programi koydun mu oluyor sana guzel bir kanal yayini.. Haberler bile resmen magazin haberlerine, ulke istatistiklerine, insaat sirketlerinin reklam panosu haline donusmus. Hemen her gun bir tane insaat haberi, site haberi, ev fiyatlarindaki artis/inisle ilgili birseyler bulmak mumkun. Neyse gunes tutulmasi cok muazzamdi bence. Bana astronomik olaylar hep cok ilginc gelmistir. Son zamanlarda Kepler'in yasamoykusunu de okuduktan sonra iyice merakim artti. Gezegenler arasindaki oranlar, hareket kanunlari ne kadar ilginc tesadufler barindirmaktadir. Insanin agzi acik kaliyor resmen. Dusunce gucumuzun ne kadar ustunde kainatin sonsuzlugu..

Gunes tutulmasi ile ilgili bir pul tasarimini burada sizinle paylasmak istiyorum, ama bu tedahule giren pul degil. Bence en guzeli bu olmasina ragmen :)

Daha fazla bilgi icin Tubitak Gozlemevi'nin sayfasina bakabilirsiniz..
http://www.tug.tubitak.gov.tr/tutulma/turkish/anasayfa.html

Artik Profiterol Yapmak Cok Kolay


Sonunda basardim. Haftasonu olumsuzlukla sonuclanan Ruzgar Torbalari deneyimimden sonra profiterol hamurunun da ayni sekilde hazirlandigini gorup ise koyuldum. Tarif Defteri forumundan Hulya Hanim'in tarifini aldim cunku benim gibi daha once basarisiz olan arkadaslar bu tarif sayesinde profiterol yapabildikleri yazmislardi. Hamurun tarifini ondan aldim, ama krema ve ust sos benim icadim. Evde dun uyguladim, esim bayildi.. Hemen yaziyorum tarifi. Yapamam demeyin, gercekten kolay.

Malzemeler
Hamuru icin
2 su bardagi su
100 gr margarin
4 yumurta
1.5 su bardagi un (300 ml yani)

Krema icin
3 yemek kasigi un
3/4 su bardagi seker
2 kucuk yumurta ya da 1 buyuk yumurta
450 ml sut
1 poset krem santi
Posetin arkasinda yazan miktar kadar soguk sut

Ust sos
80 gr bitter cikolata (1 kare paket)
100 ml sut kremasi

Yapilisi
Yag ve su ocaga konulur, kaynatilir. Unu koymadan once bu karisimin kaynar olmasi ilk onemli sart. Sonra ustune un bir seferde bosaltilir, ve ocagin alti yaniyorken 4-5 dakika kadar karistirilir. Hamur hemen toparlaniyor zaten. Zor karistirilan bir hamurun olmasi lazim bu asamada. Balkonda, serin bir yerde sogumaya birakilir. Bu arada krema hazirlanir. Ocaga sut ve krem santi disinda butun malzemeler konur, 1-2 kasik sut ile iyice karistirilir. Sut (450 ml) ayrica kaynatilir, bu karisimin ustune bir yandan karistirarak eklenir. Boylece krema pisirken basinda uzun sure bekleme derdi olmaz. Katilasana kadar karistirilarak pisirilir. Sonra ocaktan alinir, sogumaya birakilir. Ayri bir kapta, krem santi ile soguk sut cirpilir. Kati bir kivam elde edilir. Krema soguduktan sonra krem santi ile birlestirilip, 1 dakika cirpilir. Krema hazir hale gelmistir. Ben bu asamadan sonra dolaba koydum, biraz daha sertlessin diye. Soguyan hamurumuza, yumurtalar tek tek elle yedirilir. Baslarda sanki hamur dagiliyormus, olmuyormus hissi veriyor ama umitsizlige kapilmayin, siz devam edin elle karistirmaya, sonra toplaniyor. Yagli kagit serilmis firin tepsisinin ustune varsa hamur pompasi ile yoksa tatli kasigi ile hamurdan parcalar koparilarak yerlestirilir. Onceden isitilmis 180-190 derecelik firinda iyice kabarip ustleri kabuk baglayana kadar pisirilir. Firini kapattiktan sonra kesinlikle firin kapagini acmayin. Bekleyin sogusun (ben 15 dakika sonra actim sonmediler). Sonra disarda da iyice soguduktan sonra, iclerine alttan kreme pompasi ile kremayi enjekte edin ya da ortalarindan kesip icini doldurun. Ust sosu servisten hemen once de yapip ustlerine dokebilirsiniz ama biz sogumus halini sevdik. Kremayi ocaga alin, kaynatin. Sonra icine ince kiyilmis cikolata parcalarini bosaltin ve biraz birlikte pisirin, zaten hemen koyulasacak. Koyulasmazsa cikolata miktarini artirin, ya da cok koyu olursa krema ekleyin.

Afiyet olsun.



Salı, Mart 28, 2006

Deri koltuk nasil temizlenir?

Ben uzun bir sure bu soruya yanit aradim arkadaslar.. Internette biraz aradim ama dogru durust ne ingilizce ne de turkce bir kaynak bulabildim bu konuda. Esim arap sabununun ise yarayabilecegini soyluyordu. Deneme-yanilma yoluyla bir cozum arayisina gitmeye karar verdim. Haftasonu Turk mahallesine gitmisken arap sabunu da aldik. Cok az ilik suya, iki parmak arap sabunu karistirip, temiz bezimizi suyun icine sokup sonra iyice siktik bezi. Esim once bu bezle sildi koltugumuzu, ben de arkasindan baska kuru ve temiz bir bezle iyice kuruladim. 3 kisilik koltugu birlikte 5 dakika bile surmeden temizledik. Ve piril piril oldu. Siz de ayni dertten muzdarip iseniz, bu yolu tercih edebilirsiniz.. Kolay gelsin.

Not: Gelen bir yorumdan sonra eklemeliyim ki deri koltuklarini temizledikten sonra ayrica bakim kremi uygulamasiniz, yoksa deri kurur ve catlar.

Ablamdan Haftasonu Tarifleri

Iki tarif de ablamdan, saolsun fotograflarini da cekmis blog icin. Ellerine saglik ablacim. Ikisi de cok leziz gorunuyor.

1) Minis Kekler

Malzemeler

3 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
1/2 su bardağı elenmiş un
4 yemek kaşığı kakao (miktar biraz azaltilabilir cok kakaolu sevmiyorsaniz)
1/2 su bardağı süt

1/2 su bardağı zeytinyağı
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

(isterseniz içine vişne konulabilir)

Yapilisi
Yag ve seker cirpilir, yumurtalar ilave edilerek cirpilmaya devam edilir. Karisima sut eklenir. Ayri bir kapta una kakao, kabartma tozu ve vanilya karistirilir ve diger karisimla birlestirilir. Spatula yardimi ile iki karisim birbirine yedirilir ve yaglanan minik kek kaliplarina paylastirilir. Onceden isitilmis orta hararetli firinda (150-170 derece) 30-35 dakika pisirilir. Cikmadan once kurdanla kontrol edilir.

2) Zeytinyagli Bezelye

Malzemeler
1 kg bezelye
2 adet patates
2 kasik zeytinyagi
1 adet buyukboy sogan ya da 2 adet kucuk boy sogan (yemeklik dogranmis)
1 adet yesil biber(ince dogranmis)
2 dis sarimsak (ince kiyilmis)
1 adet havuc (kup kup dogranmis)
2 adet domates (kabuklari soyulmus, kup kup kesilmis)
1/2 yemek kasigi salca
tuz, karabiber
su

Yapilisi

Tencereye yağı, soğanı, sarımsağı, biberi ve havucu atın. Soğanlar ölene kadar kavurun. Domatesleri tencereye ekleyin. Sonra salçayı ekleyin. Daha sonra bezelyeleri ve havuçtan biraz daha büyük doğradığınız patatesleri tencereye ilave edin, karıştırın ve tencereye sebzelerin üzerini geçecek kadar su ekleyip hepsi yumuşayana kadar kısık ateşte pişirin. (eğer su azalır ve sebzeler pişmezse su eklemeye devam edin.) Yemek piserken karistirmaya devam etmeyin. Duduklude yapilabilir, daha lezzetli ve malum cabuk oluyor.

Afiyet olsun.

Pazartesi, Mart 27, 2006

Ne'li istersen on'lu pide tarifi :)

Kanada'da gecen pidesiz, lahmacunsuz, kebapsiz gunlerin ardindan, ikinci ailem Megi ve Fuat sayesinde bu guzel tatlara yeniden kavustugum gunun anisina cekilmis bir fotograf ustteki. Cok super gozukuyor bence. Evde yapmak isteyenler icin tarif hemen geliyor.. Afiyet olsun simdiden.

Malzemeler
Hamuru icin 1 tatli kasigi kuru aktif maya
1 cay kasigi seker
375 ml ilik su (2 su bardagindan bir parmak eksik)

450 ml un (2 su bardagi + dortte bir su bardagi)
1/2 cay kasigi tuz
sivi yag

Ustu icin
Yumurtanin sarisi
corekotu

susam

Ici icin
Kiymali harc
250 gr kiyma

1 sogan
1 yesil biber
1 domates
1 tutam maydanoz
tuz, karabiber, pul biber

ya da sadece kiyma ve cok ince dogranmis sogan tuz ve baharatlarla birlikte harc olarak kullanilabilir

Peynirli harc
Yarim kalip beyaz peynir

Yarim demet maydanoz
1 su bardagi rendelenmis kasar peyniri

Ispanakli harc
3 bardak haslanmis ispanak
1 sogan

1 domates
tuz

Patatesli harc
3 su bardagi ezilmis patates
Kirmizi biber
Karabiber
Tuz

Yapilisi

Once seker eklenen ilik suda maya eritilir,
kabarmasi icin ilik ortamda 10 dakika beklenir. Sonra unun ortasi acilir, sivi yag disinda kalan malzemeler unun ortasina dokulur, hamur yogurulur. Ilik bir ortamda 1.5 saat mayalandirilir. Sivi yag, hamuru koyacagimiz kabi yaglamak icin kullanilacaktir.

Harc icin de, nasil bir karisim arzu ederseniz, yukarida sayilan malzemeler karistilir. Mayalanan hamurdan bezeler alinarak, elips seklinde acilir. ortasina harc malzemesinden konulur, ve kenarlari pide benzeri sekilde ustune dogru kapatilir. Istenilirse ortada iki uc birlestirilerek kapatilir. Ustune yumurtanin sarisi surulur ve corekotu serpilir. 250 dereceye onceden isitilmis firinda ustu kizarana kadar pisirilir. Firindan cikinca ustlerine elinizle su serpistirirseniz daha yumusak pideleriniz olur. Eger ustlerine yumurta surmeden pisirirseniz, firindan cikinca pideleriniz, hamur olan bolgelerin ustlerine tereyagi surerseniz, goreceksiniz ki cok daha lezzetli olacaklar, tabi ayni zamanda yumusak (bunu da esimden ogrenmistim).

Sonuc
Resimler gece
n sene sevgili Megicimin benzer bir tarifle yaptigi pide gunumuzden. Gayet lezzetli oluyorlar. Hatta bize gelen bir arkadasim, benim cok iyi yemek yapaildigimi vurgulamak icin baska bir arkadasimiza, "evde pide yapabiliyor evren, daha ne olsun" demisti. Pide kolay ama gosterisli oluyor anlayacaginiz.. Afiyet olsun simdiden.

Not: Fotograflar Fuat Atabey tarafindan cekilmistir.

Iki Dirhem Bir Cekirdek

Bana bugun e-posta yoluyle gelen ilginc bir iletiyi sizlerle paylasmak istiyorum. Ben daha once ustune hic dusunmemistim ama surekli soyledigimiz atasozlerinin, deyimlerin mantikli birer dayanak noktalarinin oldugunu gormek cok guzel bence. Okuyun, siz de seveceksiniz.

Keciboynuzunun Yunanca adi keration, Ingilizce'de carob, Arapca'da ise kirrat. Keciboynuzu tohumu yuzyillar boyunca elmas olcmek icin kullanilmis. Elmaslar keciboynuzu tohumu ile tartilarak satilmis.Bu yuzden keciboynuzu, kirat ya da karat denilen olcuye adini vermis.

Prof.Dr. Aydin Akkaya'nin bu konudaki aciklamasi soyle;
'' Keciboynuzu cekirdegi dogada agirligi degismeyen bir tohumdur. Butun tohumlu bitkilerden yalniz keciboynuzu uzun sure suda bekletildikten sonra filiz verebilir. Bu hem cok kurudugu ve meyvesinden ciktiktan sonra son ve sabit agirligini aldigi icin hem de icine su almasi olasiliginin cok az ve cok uzun zamana bagli oldugu icindir.

Bu nedenle Araplar, Selcuklular ve Osmanlilar doneminde agirlik olcusu olarak kullanilmistir. Dort tanesi bir dirhem eder. Dirhem degismekle birlikte 3 gr. agirligi temsil etmektedir. Satici iki dirhemlik birsey satarken (8 cekirdek) lutfedip 1 cekirdek fazla tartarsa bu mali alanin itibarini gosterir.

Olagandan fazla giyinen, suslenen vb. kisilere de ''iki dirhem bir cekirdek'' denmesi bundan kaynaklanmaktadir.' Gordugunuz gibi keciboynuzu cekirdegi ozelliklerinden dolayi butun kulturlerde elmasin degismez olcusu olarak kullanilmis, bu olcuye adini vermis ve deyimlere yerlesmistir.

Haftasonu

Bu haftasonu yemek adina pek basarili gecmedi benim adima :) cunku esim genelde hazir seyler yapmamizi istedi, cuma aksami kalan yemeklerimizi bitirdik. Cumartesi gunu cok sevdigimiz ton balikli sandviclerden yaptik. Dun aksam da Turk mahallesine hazir gitmisken donercide atistirdik. Cumartesi gunu buradaki unlu pastanelerden birine gittik esimle, tatli birseyler yemek icin. Cok guzel pastalar yedik. Kanada'da en buyuk sikintimiz bu tur bir tatli kulturunun orada olmamasiydi. En fazla disarda tatli olarak brownie (kuru ve tatsiz olanlardan) ya da donut bulabilirsiniz. Ama buradaki tartlar, pastalar harikaydi.

Bir de butun bunlarin disinda Ruzgar Torbalarini(Windbeutels) yapmaya calistim. Ancak tam bir rezalet oldu. Anladim ki henuz daha pismemisim, daha isin acemisiyim. Kolay kolay tarifleri yapinca, herseyi yapabilirim sanmistim ama bu once ocakta pisirilen hamurlar icin gecerli degilmis. Olmadi ya, igrenc birsey oldu. Hamur birbirini tutmadi, civik halde kaldi. Ben un ekledim, o daha cok istedi. Sonunda da tepsiye koymamla dagilan civik birsey oldu. Gene de pisirdim, kabarmadi. Olmadi yani, olmadi. Simdiye kadarki en kotu yemek tecrubesiydi benim icin..

Cuma, Mart 24, 2006

Un Kurabiyesi

Aksam yaptim, bes dakikada firina verdim, cok pratik ve tadi da cok guzel. Esimden de gecer not aldim. :) "Un kurabiyesi yapmak zordur, bakalim olacak mi" nidalari esliginde firina verildi kurabiye tepsisi (esim tarafindan yapilan yorumlardi) ama sonra baktim sessiz sessiz kurabiyelerden tv karsisinda goturuyor :) aslinda fransizca calistigi icin ona odul mahiyetindeydi zaten kurabiyeler.. Sanirim tarifi de Tarif defteri'nden almistim ama ben olculeri epey bir degistirdim. Kendi olculerimi veriyorum.

Bu arada herkese iyi haftasonlari diliyorum, haftaya gorusmek uzere..

Malzemeler
3/4 cay bardagi pudra sekeri
3/4 cay bardagi sivi yag
1/3 paket tereyagi
2 su bardagi un

Yapilisi
Butun malzemeler kati yag eriyene dek karistirilir, puf noktasi hamurun iyice yogurulmasi. Sonra 1.5-2 cm genisliginde seritler haline getirilir hamur, ve verevine kesilir. ustu catalla bastan basa cizilir. Onceden 180 dereceye isitilmis firinda 15 dakika kadar pisirilir. Ustu hafif pembelesince almalisiniz, malum un kurabiyesi beyaz olur. Soguduktan ustune pudra sekeri serpip, servis yapabilirsiniz. Ilik ya da sicakken tavsiye etmiyorum, sogudukca tadi oturuyor.

Sonuc:
Esim de ben de cok begendik. Hem kolay hem az malzeme istiyor. Afiyet olsun simdiden.

Perşembe, Mart 23, 2006

Kolay ama Leziz Iki Kek

Ben ikisini de yakin zamanda denedim, hem cok kolay hem cok lezzetli. Ikisinin de birbirine gore ustunlukleri var. :) Hangisini daha cok sevdim diye sorarsaniz, bilmiyorum. Ikisinin yeri de ayri :) Kesinlikle denemelisiniz.

Kek no 1 : Muzlu Kek

Muzlu kek tarifi arayisimiz Bahar'la universitemizin bahcesindeki Bread Garden adli cafede uc portakal buyuklugunde muzlu cikolatali muffin'i kesfetmemizle basladi (o ne lezzetti, simdi hatirladim unutmusum coktandir). Nimet peynirli bagella kahvaltilarina devam etse de biz baharla bu muffin'den vazgecemedik. Yaninda mis gibi filtre kahve ya da saf portakal suyu.. O zamandan beri denedigim en guzel muzlu kek tarifi diyebilirim, onemle duyurulur..

Malzemeler:
200 gr toz seker
2 yumurta
100 gr eritilmis tereyagi
2 adet orta boy olgunlasmis muz
1/2 yemek kasigi tarcin
220 gr un
1.5 cay kasigi kabartma tozu
1 paket vanilya
1/2 cay kasigi tuz

Yapilisi
Once seker eriyene dek, sekerle yumurta cirpilir. Erime kivamina gelmis olan tereyagi eklenir. (eritirseniz sogumasini bekleyin, ama kati da olmasin keke eklerken) Sonra olgunlasmis muzlar catalla ezilir ve karisima tarcinla birlikte eklenir. Un, kabartma tozu, vanilya elenir ve karisima dokulur. Bundan sonrasini spatula ya da tahta kasik ile karistirin. Yoksa kabarmiyor kek. Yaglanmis kaliba dokulur. 180 derece firinda yaklasik 1 saat pisirilir. Ilik ya da soguk servis yapilabilir.

Not: Icine rendelenmis cikolata ya da damla cikolata eklenebilir ben kekimin beyaz olmasini istedigim icin kakaolu birsey koymadim.

Sonuc:
Evin ici muz bahcesine donuyor firinda kekiniz piserken ve de yaninda kahve ile birlikte muazzam bir lezzet. Ama sadece ince bir dilim :)


Kek no 2: Hindistancevizli Kek

Hindistancevizini babam meyve olarak biz cocukken almisti bir kez. Evdeki sevinci gormeliydiniz, tamamen farkli bir meyve, disi sert, icinde lingir lingir birseyler var :) Tabi yil 84-85.. Once delik acmisti babam ustunde, sutunu bardaga dokmustuk. Sonra da kabugunu kirip meyvenin kendisini yemistik. Bence kesinlikle tazesinin tadi kurusundan cok daha guzel. Hala da en sevdigim seylerden biridir hindistancevizi (her sekilde).

Malzemeler
3 adet yumurta
2 su bardagi toz seker (1.5 su bardagi da yeterli olur bence)
1 su bardagi zeytinyagi
1 su bardagi sut
3 su bardagi un
1 paket kabartma tozu
1 cay bardagi hindistancevizi

Yapilisi
Oda sicakligindaki yumurtalarla seker cirpilir. Sut, yag eklenerek cirpilmaya devam edilir. Elenmis un, kabartma tozu ve hindistancevizi de karisima tahta kasik ya da spatula ile yedirilir. Onceden isitilmis 180 derecelik firinda 40-50 dakika pisirilir.

Sonuc:
Sunger gibi yumusacik bir kek..
Afiyet olsun.

Manti Tarifi

Daha once manti soframizin bir resmine yer vermistim, tarif de geliyor demistim. Ancak geldi :) Kanada'da ilk kez manti yapmaya basladim. Daha onceden annem yaparken yaninda dururdum, aslinda ben cocuklugumdan beri cok duskunum yemek yapmaya ama annem beni mutfaktan kovalardi, cok mesk ederim de okula gereken onemi gostermem diye.. Aslinda hakliymis da.. Hala dusunuyorum acaba makine muhendisi olarak dogru bir secim mi yaptim diye.. Saka bir yana arkadaslar arasinda da hep bir cafe acma hayalimiz var (di mi kizlar, simge, bahar, nimet? ses verin) ama kismet, hic belli olmaz.. Turkiye'ye temelli donus yapinca, bir bakarsiniz dort tane yuksek makine muhendisi olarak acariz Taksim'de bir cafe.. :) Diplamalari da duvar susu yapariz ancak :)

Neyse, lafi dolandirmayayim.. Annem mantilari acarken ben de iclerini koyup kapatirdim. Annem sikilirdi onlari kapatirken tek tek cunku.. Kayserili olan ablamin bir arkadasinin annesi ogretmisti bana ilk olarak nasil kapatacagimi (o yuzden gururla kayseri mantisi yapiyorum diyebiliyorum :) ). Kanada'da arkadaslarla canimiz manti istediginde (acar miyim acamaz miyim tereddut ederek) denemeye karar verdim.. Sonuc basarili.. Yapinca bol bol yapip, kalanlari da buzlukta once tek tek dondurup sonra posetlemeye basladik. Canimiz ne zaman manti cekse, sikintisini yasamadik yani hic. Hatta Turk Gecesi icin (110 kisilik davet menusunden bahsetmistim biraz) kolay olur diye manti yapalim demistik. Ama once bir deneme yaptik evde. 8 kisilik manti ne kadar surede kac kisinin emegi ile yapiliyor diye.. 4 kisi (ben, bahar, nimet ve orcun) tam 2 saatte o kadar manti yaptik (porsiyonlari buyuk tuttuk) ve sonra aklimiz basimiza geldi nihayet de vazgectik super fikrimizden :)

Buyrun tarifi burada, bence cok zor degil.. En azindan dusundugunuz kadar zor degil.. Afiyet olsun simdiden..

(4 kisilik)
Malzemeler:
Hamuru icin:
3 su bardagi un
1 adet yumurta
1 kahve fincani su
1 cay kasigi tuz

Ici icin:
250-300 gr kiyma
1 adet ince kiyilmis sogan
4-5 dal maydanoz, ince ince kesilmis
tuz, karabiber

Uzeri icin:
1/2 kg yogurt
2 dis sarimsak, ezilmis
5 yemek kasigi siviyag (ya da tereyagi)
1 yemek kasigi biber salcasi
1 cay kasigi pul biber

Haslamak icin: 8 bardak su, 2 cay kasigi tuz

Yapilisi
1) Tencereye un elenir, ortasi acilir, kalan malzemeler eklenir. Sikica bir hamur elde edilir. Yumusak olursa kolay acamazsiniz. ustu kapali olarak 20-30 dakika dinlenmeye birakilir.

2) Kiymaya ince dogranmis sogan, maydanoz, tuz ve karabiber eklenir, yogurulur.

3) Hamur 3 parcaya ayrilir, unlanarak bicak sirti kalinliginda acilir. 1.5 cm kalinliginda seritler kesilir, sonra onlardan da 1.5 cm genisliginde kare parcalar elde edilir. (daha kucuk isterseniz o da yapilabilir, malum bir kasiga 40 tane sigmazsa evde kalirsiniz :) )

4) Her birine yeterince ic malzemeden koyulup istenen sekillerde kapatilir.

5) 8 bardak su tencerede kaynatilir, 2 cay kasigi tuz atilir. Mantilar suya birakilir ve 10 dakika haslanir. Uzerinde kopuk kalmamis olmasi gerekiyor kaynayan mantilarin, yoksa henuz pismemis demek oluyor. En iyi gosterge budur. Hamurun kalinligina bagli olarak 10 dakikadan daha uzun da surebilir pismesi.

6) Tavaya yag konulur, eritilir. salca ve cok az su ilavesi yapilarak homojen bir karisim edilir.

7) Servis tabagina once mantilar, ustune sarimsakli yogurt ve en uste de salcali yagdan dokulur. Istege bagli olarak nane, sumak, pul biber ile suslenebilir. (benim favorim nane)

Afiyet olsun tekrar..

Bir Kitap da Siz Okuyun!


Az once yemek sitelerini gezerken ilginc bir duyuru okudum. Sizinle de paylasmak istiyorum. Ekmek Kokusu blogunda gorme engelliler icin isterseniz bir kitap seslendirebileceginiz ile ilgili bir haber vardi. Hem de hersey oylesine basit ki. Hicbir kar amaci gitmedigi icin telif haklarina da aykiri degil.

Benim hala en buyuk korkularimdan biridir gorememek.. Gecen gun haberlerde Ingiltere'de olan bir olaydan bahsediliyordu. Kadin 47 yasindayken gorme sinirlerinin zedelenmesi sonucu kor oluyor ve 77 yasinda sanirim gecirdigi kalp krizi sonucunda yeniden gormeye basliyor. Ve esine ilk soyledigi sey; "Ne kadar yaslanmissin" sozleri oluyor.. Bu sozler beni cok dusundurdu.. Kimbilir aradan gecen onca zamanda baska nelerin olusumunu kacirdi. Bence gorme engelliler icin yapilabilecek guzel bir is. Hani her zaman karsimiza bir firsat ciksin da birseyler yapalim isteriz ya baskalari icin, icinde okumanin oldugu, kitap oldugu daha guzel bir firsat cikamaz bence.. Okudugunuz kitaplar Beyazit Devlet Kutuphanesine devredilecek. Tum yapmaniz gerekenler;

Çarşamba, Mart 22, 2006

Evimizde Kebapci Keyfi


Dun aksam esime cok guzel bir menu hazirladim. Hem de hic sebebi yokken, tamamen icimden geldi. Belcika'da kebapci keyfini eve tasiyalim istedim. Yalniz kebap disindaki aperatifler sayesinde bunu yapmayi hedeflemistim. Menumuzde acili ezme, fasulye piyazi, kofte (pilav - ben yemedim sadece esim yedi ) ve de lavas ekmek. Menu icinde en cok acili ezme ve lavas beni bitirdi. Bu ne lezzet, Istiklal caddesine asina olanlar belki bilirler. Mc Donalds'in sokagindan girince yolun sonunda Medi diye bir kebapci vardi. biz universite yillarimizda sik sik giderdik. Ben en cok ezmesini ve mercimek corbasini severdim. Ayni tadi aksam evde elde edince "yuppi, yuppi" diye cok sevindim, esim de herseyi cok begendi. Degmeyin keyfime.. Hemen size ikisinin de tarifini vereyim, denemek isteyenlere:

1) Acili Ezme

Malzemeler
2 adet domates
2 adet kuru mor sogan (bence daha lezzetli -salatalarda kesinlikle bunu kullaniyorum)
1 adet aci yesil biber (benimki aci degildi -meksika biberi olmasina ragmen hatta renginden korkup eldivenle yikayip ayiklamama ragmen) - isterseniz aci kirmizi biber de olur ama yesil yesil ezmeye daha cok yakisiyor gorunum olarak
Yarim cay bardagi temizlenmis ince kiyilmis maydanoz
1 dis sarimsak (ben ezilmis hazir satilanlardan kullaniyorum - yarim cay kasigi yeterli idi)
1 tatli kasigi kuru nane (tazesi de olur)
1 tatli kasigi sumak
2 yemek kasigi biber salcasi
Yarim limon suyu
2-3 yemek kasigi zeytinyagi
Tuz, pul biber

Yapilisi
Once soganlar ve biber, maydanoz ile robottan gecirilir. Ustune baharatlar, sarimsak (ezilmis) eklenir. Bu sekilde robotta servise kadar bekletebilirsiniz. Servis yapmaya yakin, domatesler de robottaki karisima eklenir, ve tekrar butun malzemeler dogranir (robotta). Salca eklenip, kasikla karistilir. Son olarak zeytinyagi ve limon eklenir, ve acili ezmemiz servise hazirdir.. Afiyet olsun..

Not: En onemli malzeme biber salcasi, rengini ve tadini kesinlikle o veriyor, iyi bir salca kullanmanizi oneririm.
Sonuc:
Muhtesem bir lezzet, ben yemeye doyamadim :)

2) Puf ekmek
(lavas gibi tadi ama hani ortasi kabarip boyle kocaman balon gibi sisenlerden cok guzel gercekten)

Malzemeler
400 gr un (buranin unlari cok cabuk katilasiyor, belki Turkiyede daha fazla kullanmaniz gerekebilir)
250 gr su
1.5 cay kasigi kuru maya
yarim tatli kasigi tuz

ustu icin: 1 yumutanin sarisi, susam, corekotu

Yapilisi
Once ilik suda maya eritilir, 10 dakika kabarmasi, kopurmesi icin beklenir. Sonra un ve tuz bir kaba elenir, ortasi acilir. Sivi karisim dokulur. Yumusakca, nemli bir hamur elde edilir. 1.5 saat oda sicakliginda mayalandirilir. (ben daha iyi kabarmalari icin 45 dakika sonra ikiye boldum hamuru) Sonra bol unlu tezgahta, butun hamur toplam 4 esit parcaya bolunur. her biri yuvarlatilir ve 15 cm capinda yuvarlak acilir, ince olmasi lazim. (ama cok da ince degil, 2-3 mm yeterli) Firin 250 dereceye isitilir. Actigimiz hamurlarin ustune yumurta sarisi surullur, istege bagli olarak susam ve corekotu serpilir. 8-10 dakikada pisiyor, ici kabariyor ve firindan cikarinca da sonmuyor.

Sonuc:
Evde kebapci keyfi.. siddetle tavsiye ederim ozellikle yurtdisinda yasayanlara..

Salı, Mart 21, 2006

Bunlari Biliyor muydunuz?

Alexander Graham Bell, diger bir deyisle telefonun icat babasi, telefonu ilk actiginda selamlama sozu olarak 'Alo' yerine o zamanlar dikkat cekmek icin kullanilan bir unlem olan 'Hoy Hoy' demeyi tercih ettigini,

Bell'in asil isinin, duyma engelli ogrencilerin toplumdan dislanmasi ve sadece duymayan insanlarla isaret dili ile anlasip dis dunyaya itilmesini engellemek amaciyla onlara "eklemlemeyi", yani konusmayi ogretmek oldugunu, bu konuda dunyada yaygin bir une sahip oldugunu,

Telefonu, ayni anda birden fazla mesaj gonderebilen telgraf sistemini kesfetmek uzere calisirken kazara buldugunu,

Bugun insanlik tarihinde cok onemli yere sahip telefonda edilen ilk cumlenin Bell tarafindan yandaki odada bulunan yardimcisina soylenen; "Sizi burada istiyorum. Lutfen yanima gelin" oldugunu,

Bell'in sadece duyma, telefon, telgraf konularinda calismadigini, bugun mimari ve muhendislikte onemli yere sahip olan kafes sistemlerinin gelistirilmesinde, "aerodrom" (havada kosan makine) yani ucaklar ustune ilginc calismalari oldugunu, bugunki National Geographic Dergisi ve Amerika'nin unlu bilim dergisi Science'in kurucusu oldugunu,

biliyor muydunuz?

Pazartesi, Mart 20, 2006

Renkli Salata

Oldukca hafif, saglikli, lezzetli, doyurucu bir salata.. Hem gorunusu, hem tadi guzel.. Cok pratik..

Malzemeler
2 adet havuc
2 adet kabak
Yarim cay bardagi zeytinyagi
Yarim su bardagi yogurt
1 dis sarimsak
Tuz
Suslemek icin:
pul biber ve dereotu

Yapilisi
Once kabaklar ve havuclar yikanir, soyulur ve irice rendelenir. Sonra tavaya zeytinyagi dokulur ve birazcik isinmasi beklenir (cizirdamamasi lazim malum zeytinyagi cok kizdirildigi zaman zararli hale geliyor) . Kabak ve havuc rendelerimizi ekledikten sonra arada karistirarak ikisi de yumusayana dek pisirilir. Bir kasede yogurt, arzu edilen miktarda tuz (ben yarim cay kasigi koydum), ve ezilen sarimsak eklenir karistirilir. Kabak ve havuc karisimi pisince yogurtla karistilir ve servis tabagina alinir. Birkac saat dolapta beklerse tadi daha hos oluyor. Istenilirse icine yarim yemek kasigi mayonez de koyulabilir ama bence hic gerek yok. Ustune suslemek amaciyla dereotu ve pul biber serpilebilir. Ben kurutulmus dereotu kullandigim icin, kalpli kaliplarimla ustune bir dereotlu kalp, bir pul biberli kalp olmak uzere desen yaptim. Esim gorunce (ben evde yoktum) cok gulmus, hosuna gitmis.

Sonuc
Dedigim gibi cok lezzetli, hafif, renkli bir salata..

Fotograf kaynak:
http://www.mariquita.com/images/photogallery/carrots.jpg

"Sicak Cikolata"

Bu tarifi de tamamen ben kafamdan uydurup, denedim. Aslinda ikinci denemem, birincisinde nisastasini cok koydugum icin sicak puding kivaminda olmustu :) ama bu sefer gercekten guzel oldu, esim de cok begendi. Evin onune bir stand acip bundan satsak bayagi para kazaniriz yorumunda bile bulundu hatta :)

Bu arada bugun uzun zamandir gorusemedigim bir arkadasimdan e-posta aldim cok sevindim. Fuat ve Megi (bizim deyisimizle Megu) iyi olmaniza cok sevindim. Sizinle birlikte "sicak cikolata" ictigimiz, ustune rengarenk dondurmalar yedigimiz gunleri cok ozledim. Megicim senin yaptigin pideleri, ekmekleri de cok ozledim ben. Beraber Sears cilginliklarimizi, LondonDrugs manyakliklarimizi ozledim ben. Vancouver'da yasadigim donemde Fuat bize(bana ve diger ev arkadaslarima) tam bir abilik yapmisti. Gerek disarda, gerek laboratuvar ortaminda.. Megicim, onun sevgili esi, de bizimle hic iyi anlasacagini dusunmemis olsa da basta, sonunda cok iyi dost olduk. Ben onu ablama benzettim, o beni en yakin arkadasina.. Bu benzerliklerle baslayan uzun soluklu, karsiliksiz, beklentisiz sevgiye saygiya dayanan guzel bir arkadaslik yasadik 2 sene boyunca. Simdi Montreal'de yasiyorlar, ben ise Belcika'da, bahsetmistim zaten. O kadar cok guzel zamanimiz gecti ki birlikte; Megi duduklusunu alip bize geldiginde (ki o gece barbunyadan nefret edecegimiz gece oldugunu henuz bilmiyorduk) sabaha kadar barbunya pisirmistik :) kolay degil 110 kisilik bir organizasyona yemek yapmistik birlikte. Mucverler, patlican salatalari, ispanakli patatesli borek.. Tek kurus kazanmadan tabi, hepsi Turk ogrenci derneginin kazanci icindi, hem de orada yasayan yabancilara Turk yemeklerinden tattirmak icin. Ama gercekten evin icindeki barbunya kokusunu hic unutmuyorum :) Ama o duduklu olmasaydi sanirim hicbir zaman barbunya o menude olmayacakti :) Bu buyuk yemek pisirme organizasyonumuz hakkinda yakinda daha uzun bir yazi yazayim ben, aklima bir suru guzel anilar geldi o gune dair ama burasi yeri olmayacak sanirim. Simdi tarife geldi sira..

Malzemeler:

1 tatli kasigi misir nisastasi
1.5 tatli kasigi kakao
2 yemek kasigi seker (daha fazla seker sevenler pistikten sonra da ekleyebilir)
500 ml sut
20 gr bitter cikolata (kare paketlerin dortte biri yeterli)

Yapilisi:
Once nisasta, kakao, seker bir kaba bosaltilir. 2-3 yemek kasigi sut ile hic topak kalmayana dek iyice karistirilir. Sonra kalan sut (sicak ya da soguk farketmez) eklenir. Karistirilarak pisirilir. Kaynamaya yakin kucuk parcalara bolunmus cikolata eklenir. Kaynadiktan sonra servise hazirdir. Istenirse yarim paket krema 1 yemek kasigi seker ile cirpilarak ustlerine sus yapilabilir. Ama kremasiz da cok lezzetli oldugu icin ben sade tercih ettim.

Not:
Sutu sicak eklerseniz eger, basinda durup karistirma sureniz epey azaliyor, ve topak topak kesinlikle olmuyor. Mikrodalga firini olanlar icin epey kolaylik ama yoksa da sutu ayri bir kapta isitip eklemeye gerek yok ben soguk sut ekledim, iyi karistirdigim icin de bir sorun olmadi.

Mozaik Pasta


Bu tarifi ablam, Portakal Agaci'ndan alarak haftasonu uygulamis. Sonuc super gozukuyor, yakin olsa da ben de yesem.. afiyet olsun ablacim.. Malzemeler aynen kullanilmis.

malzemeler:

  • 1 su bardağı un
  • 1.5 su bardağı şeker
  • 4 yemek kaşığı kakao
  • 1 kg süt
  • 1 yemek kaşığı margarin
  • 1 yumurtanın sarısı
  • 2 paket sade pötibör bisküvi
  • yarım su bardağı hindistan cevizi

yapilisi:

1.Tencereye un, şeker ve kakao koyulup, kariştirilir.

2. Sütü ve margarin ilave edilir ve devamlı karıştırarak muhallebi kıvamına gelene kadar pişirilir.

3. Ocaktan almaya yakin yumurta sarisi eklenir, karışıma iyice yedirilir.

4. 1 bisküviyi tamamen sosa batırıp dikdörtgen bir borcama diklemesine yerleştirin. önüne sosa batırmadığınız bir bisküvü koyun. sade bisküvinin önüne tekrar sosa batırılmış bisküvi ekleyin. hepsini bu sıra ile yerleştirin. kalan sosu pastanızın etrafına sürün. pastanız soğuduktan sonra üzerine hindistan cevizi serpin ve verev keserek servis yapın.

Cok lezzetli eline saglik ablacim.. Senin de tabi Hatice, tarif icin tesekkurler..

Cuma, Mart 17, 2006

Papaya Nedir?

(Fotograf Fuat Atabey'in objektifinden, sunum ise sevgili Megi'nin guzel filli tabaklarinda-ellerinize saglik)

Turkiye'de artik bulunabilen ilginc bir meyveden bahsetmek istiyorum size, adi Papaya. Ben ismini ilk duydugumda cok hosuma gitmisti. Ortaokulda anadolu lisesinde okudugum icin ben, kitaplarimizin %70'i yabancilar tarafindan hazirlanmis olurdu. Wow diye bir kitabimiz vardi, onun icinde tropik meyveler tanitiliyordu.. iste mango, avokado, yildiz meyvesi, papaya da bunlar arasindaydi.. baskalari da vardi ama hatirlamiyorum tabi simdi uzerinden 10-12 sene gecti. Arada boyle degisik meyveler hakkinda bilgi vermek istiyorum size. belki degisik yemek tarifleri de bulup uygularsam onlari da yazarim. Ama meyveden yemek yapma fikrine ben pek sicak bakamiyorum.

Simdi gelelim konumuza..

Papaya nedir?


Papata yapraklarını dökmeyen, tropikal bölgelerde yetişen büyük bir çalı veya küçük bir ağaçtır. Meyveleri kavuna benzediği için ona kavun ağacı da denir. Güneşli, sıcak, humuslu ve bol sulu topraklarda yetişir. Dişi ve erkek papaya bitkileri ayrı ayrı olup; meyve üretmek için her ikisine de ihtiyaç vardır. Meyveleri yaz aylarında iyice olgunlaştıktan sonra toplanır. Bitkinin boyu türlerine göre 1,2 – 3,6 m. arasında olabilir.Olgunlaşmamış papaya meyveleri; bazı ülkelerde (Güney Amerika) sebze olarak pişirilmekte veya salatası yapılmaktadır. Gıda endüstrisinde ise etleri yumuşatmak ve biranın rengini açmak için kullanılmaktadır. Papaya meyvesi; demir, kalsiyum, potasyum, fosfor mineralleri ile A, B1, B2, C vitaminleri ve karoten açısından oldukça zengindir. Fakat modern kullanımı, içerdiği bu vitamin ve minerallerin yanısıra, meyvelerinde bulunan bol miktardaki proteolitik enzimlerden (Proteinleri eriten ve sindiren enzimler) kaynaklanmaktadır. Bu doğal enzimlerden en etkilisi olan papain’ dir. Papain’ e, mide tarafından salgılanan ve proteinleri sindiren-parçalayan enzim olan pepsin’ e benzerliği nedeniyle “Bitkisel Pepsin” adı da verilir. Papaya bitkisi ile ilgili araştırmalar; tropikal bölgelerde yaşayan bazı yerli halkın eti pişirmeden önce bu bitkinin yapraklarına sarmaları ve böylece etin daha iyi pişeceği ve sindirileceği yönündeki inançlarının bazı bilim adamlarının dikkatini çekmesi sonucu başlamıştır. Araştırmalar sonunda eti yumuşatan ve kolayca sindirilmesini sağlayan faktörün yapraklarda ve meyvelerde bulunan papain enzimi olduğu anlaşılmıştır. Fakat sanılanın aksine meyvelerde yapraklardan daha çok papain enzimi bulunmuştur. Papain, vücudumuzda karbonhidrat ve yağlar gibi diğer bileşikleri de etkileyerek tüm sindirim sistemini olumlu yönde düzenleme yeteneğine de sahiptir. Papaya Ekstresi’ ne ilave edilen nane ve klorofil ise güzel kokulu bir nefes oluşmasına yardımcı olmaktadır.

Bilgi Kaynak

Kolay Sutlac


Yandaki resim bizim bildigimiz klasik sutlactan farkli, adi "rijsttaart" olarak geciyor Belcika'da. yani pirinc tarti. bizim bildigimiz sutlaci yapip, tart hamurunun icine dokuyorlar, sonra da firinda ustunu yakiyorlar ama bizimkinden farkli olarak icinde pirinc orani fazla ve rengi sapsari oluyor. Degisik bir tat.. Kasesini de yiyebileceginiz bir sutlaciniz oluyor boylece..

Ama ben size dun aksam yaptigim cok basit bir sutlac tarifi verecegim. Bizim klasik sutlac tarifi. Tarif Dr.Oetker'in tek kullanimlik pirinc unu posetinin arkasindaki tariflerden..

Malzemeler
1 poset pirinc unu (35 gr)
1 su bardagi seker
800 ml sut - (4 su bardagi) (aslinda tarifte 1 lt diyordu ama benim yaptigim icin yeterli oldu -vanilya esansindan olabilir)
1 cay bardagi pirinc
150 ml su (bir bardagin dortte ucu kadar)
1-2 damla vanilya esansi (hazir sisede satiliyor burada dr.oetker'in gene) ya da yarim paket vanilya sekeri (bu tarifte yoktu ben ekledim -bunsuz da yapabilirsiniz)

Yapilisi
Oncelikle pirinc ayiklanir, yikanir ve su ile birlikte tencerede kaynamaya birakilir. Arada karistirilir (yoksa tencerenin dibine yapisiyor pirincler). Seker ile pirinc unu ayri bir kapta karistirilir. 10 dakika kaynayan pirinclerin ustune once sut ardindan da sekerli karisim eklenir (eklerken yavas yavas ekleyin, bir yandan da karistirin.sut sicak olmadigi icin topak topak olmuyor ama gene de daha homojen bir karisim icin karistirmak iyi olabilir). Karistirarak sutlaci pisirin. almaya yakin icine vanilya esansini ekleyin. Kaynadiktan 10 dakika sonra ocaktan alabilirsiniz. Minik kaselerde servis yapip, ustlerini tercihe gore tarcinla susleyebilirsiniz.

Not:Eger sekerli vanilin kullanacaksaniz, sutu bir miktar artirmaniz gerekebilir o yuzden yarim bardak daha sutu extra olarak bulundurun. Kaynadiktan sonra kivami cok koyu olursa sutten yavas yavas ekleyin. Kaselere koymadan once kivami cok koyu olmamali, akici kivamda olmali.

Sonuc
Vanilya aromasi cok guzel bir koku katiyor bence. Kivami son derece iyi, pirinc orani da cok guzel bir sutlac yapmis oluyorsunuz. Benim ilk denemem olmasina ragmen basarili bir sonuctu. Yaptigim seyler guzel olmazsa onlari da sizinle paylasacagim burada, o yuzden bana guvenebilirsiniz :)


Salı, Mart 14, 2006

Vancouver


Bugun size kisaca birseyler yazip, hemen fotograflara gecmenizi saglayacagim..
Vancouver benim Kanada'da 2.5 sene boyunca yasadigim muhtesem bir sehir.. Gorulmeye deger gercekten.. Bir taraftan daglarla cevrelenmis, diger tarafta sakin pasifik okyanusu ile kucaklanmistir.. Bir yandan insanlar dagda kayak yaparken, siz ote yanda hicbir zaman bu kadar bariz sekilde goremeyeceginiz gel-git'in tadini cikarabilirsiniz okyanusun ortasina dek yuruyerek.. Yazi da kisi da superdir kisaca..
Simdi resimler..
(www.vancouverscenes.com ' a da bakabilirsiniz baska guzel resimler icin)




(www.tourismvancouver.com)

Pazartesi, Mart 13, 2006

Dunyanin en birtane ablasi..


Merhaba,

Kendim hakkinda biraz daha size birseyler anlatmak istiyorum.. nasilsa ileride bu tarz yazilar yerine daha farkli seyler olacak..

Ben cok sansli doganlardanim.. Beni bekleyen, beni isteyen cimcime bir ablanin ilk ve son kardesi olarak dunyaya gelmisim. Sokaklarda gordugu bebek arabalarini durdurup cocuklari sevmeye yeltendikce annemler bir kardes icin dogru zaman oldugunu dusunnmeye baslamislar.. Henuz 3.5 yasinda olmasina ragmen benim dogumumu hatirlayan, heyecanla beni beklemis olan bir ablam var.. cok sansliyim.. her acidan hem de.. bana hem bir abla, hem bir yol gosterici, hem bir ogretmen olmustur.. kimsenin basaramadiklarini benim ustumde basarmistir.. kalemi yanlis tutmamayi, 'su, kalem, vb.' demeyi ablam ogretmistir bana.. kimseden cekinmemisimdir kucukken ablamdan cekindigim kadar.. daha farkli bir otorite olmustur. evin kucuk cocugu olunca annenin babanin yaptiramadiklari ona kalmistir bir nebze.. ama bu otoritenin varligi hicbir zaman aramizda sorun olmamis, bilhakis saygi ile baslayan tum iliskilerde oldugu gibi buyuk kocaman bir sevgiye donustu benim kalbimde. Tabi bizim de anlasmazliklarimiz oldu.. onun 0zenle giydigi, her seferinde duzgunce katlayip yerine koydugu giysileri ben dikkatsizce giyip kirletip yerine koymadigim zamanlarda kizmadi da degil :) ama ben iyi bir kardes oldum o zamanlarda da, ozur diledim. :) hatta bir kere bir okul gezisinden donuste eve girmek uzereyken ondan habersiz aldigim gunes gozlugunun ustune basmistim yanlislikla yere dustugunde.. annemin sucu ustune almasiyla ucuz atlatmistim ama bunu yillarca da itiraf edememistim (sanirim gecen sene soylemistim) oysa ablam calismaya basladigi yillardan bu yana beni maddi anlamda her istedigim konuda, her olmasini istedigim seyde elinden gelenin en iyisini yapacak sekilde destekledi.. kimsenin cep telefonunun olmadigi donemlerde bana cep telefonu aldi. Hep en iyi abla oldu, herseyin en iyisi oldu.. Aramizdaki bu iletisimin boyle kurulmasini saglayan anneme ve babama da tesekkur etmek lazim. Onlar olmasa hersey daha farkli da olabilirdi..
Canim ablacim, seni cok seviyorum..

Dunya cok kucuk..

fotograf: Hasan Dagi - Kapadokya gezisi esnasinda otobusten cekmistim..

Sabah sabah cok mutluyum.. Hem de oylesine buyuk bir mutluluk ki.. Yillar once ben taaa ilkokul siralarinda iken (yaklasik 15 sene once) dorduncu sinifta sanirim bizim sinifa katilan yeni bir arkadasim olmustu.. ismi zumbul'du.. ben evde surekli kendisinden bahsederken, annem ile ablam "ismini dogru soyle kizin (sumbul oldugunu saniyorlardi)" derlerdi.. :) bir ara molekuler biyoloji ve genetik'te okudugunu ogrenmistim, sanirim o ara telefonlasmistik ama gene arada kopukluk oldu ve gorusemedik.. oysa dugunumde yanimda olmasini cok isterdim onun.. ve ben bugun bu blog sayesinde yillar sonra o cok sevdigim arkadasimin izini buldum, benim bir onceki yazima yorum birakmis.. Oylesine sevindim, oylesine mutlu oldum.. Daha oncesinde aklimdan defalarca gecirmeme ragmen nasil bulacagimi cozememistim. Ama dunya kucuk, ben bunu bir kez daha anladim.. sizinle de paylasmak istedim..

Dunya sandigimizdan da kucuk..

Cuma, Mart 10, 2006

Kanada'da manti gecesi :)


Agizlara layik bir manti tarifi geliyor ama yakinda...

Once guzel soframizla sizi basbasa birakiyorum.. Kanada'da sevdigimiz arkadaslarimiz, bizim ikinci ailemiz Fuat ve Megi ile birlikte paylastigimiz bir sofra bu..

Bu arada sevgili arkadasim Bahar da bundan boyle burada sevdigi tarifleri, yasadigi guzel seyleri, bizlerle paylasacak.. hosgeldin canim arkadasim.. istanbul paylasimlarini bekliyoruz..

Kanada'da iki bucuk sene ayni evi paylastik.. sadece ayni evi degil ayni hayati paylastik neticede.. sevdiklerinizden uzakta, yalniz yasamanin ne demek oldugunu bilmeyenler gurbeti paylasmanin da ne demek oldugunu bilemez bence.. Biz Turkiye'ye dondugum son gune kadar birlikteydik.. Firindan topografik kekler cikardigimizda da, sinavlardan once sabahlara kadar suren hummali calismalarimizda da, objektiflere ayni pozla gulumsuyorken de beraberdik..

Iyi ki varsin baharcim..

Tekrar hosgeldin..

2.gun


Hersey cok yeni o yuzden kafamda daha hicbir sey olusmadan aslinda kendimi burada buldum :) ama anliyorum ki simdiden okuyucularim var o yuzden birseyler yazayim bugun de hem ileride hatira kalir, gunluk gibi.. aslinda 1996 yilindan son yillara kadar hergun yazmasam da duzenli olarak tuttugum gunluklerim var. cogunu ben bile anlamiyorum cunku baskalari okumasin diye egri bugru yazilar, kodlamalar, farkli anlatim sekilleri, yeni diller ile sifrelemisim yazdiklarimi :)) ama simdi hatirlayamadigim okudukca aklima gelen anilari tekrar yasamak cok mutluluk veriyor.. gunluklerin en guzel yani da bu sanirim.

Biraz daha kendimden bahsedeyim size. Yarin benim icin ozel bir gun mesela.. yaklasik 7.5 ay once evlilik ile yeni bir hayata basladigim esimin, sevgili kocamin, yanibasimdaki mum isigimin ilk defa elimi tuttugu gunun tam dorduncu yili.. O sicaklikla baslayan uzun bir yolun baslarinda oldugumuzu dusunuyorum.. 11 Mart 2002'de baslayan bu guzellik, daha sonralarinda benim kanadaya gidisim, onun belcikaya gidisi ile hasretlerle bolunmus olsa da, aramizda sevgi, saygi hicbir zaman azalmadi, tersine hep artti. Kisacasi cok mutlu bir evlligin 8 ayi icindeyim.

Bugun yazacak baska kelimem yok, ama yakin gunlerde daha farkli konularda da birseyler yazmayi dusunuyorum.. ben ozellikle guncel konular olmasina ozen gosterecegim, belki sizlerin de fikirlerinizi soyleme imkaniniz olur..

herkese iyi gunler diliyorum..

Perşembe, Mart 09, 2006

Yeni bir baslangic icin merhaba...


Herkese merhabalar..

Bundan sonra yavas yavas buralarda olmaya calisacagim ben de ama henuz bir dijital kameram olmadigindan size yaptigim yemeklerin resimlerini sunamayacagim ama bir sure beni idare edersiniz umarim.

Blogun ismi annemin mutfak kokusu.. cunku ben annemin kokusunu icimde hissederek surekli yasayanlardanim. annecimle bir sureligine farkli ulkelerde yasiyoruz simdilik. o yuzden de onu cok ozluyorum.. sitenin adi ona hitaben bu nedenle :) sirasi gelmisken belcika'da leuven kentinde yasiyorum, doktora ogrencisiyim ve yuksek makina muhendisiyim. istanbul teknik universitesi mezunuyum, ardindan kanada'da dolu dolu gecen 2.5 senelik bir master hikayem var.. Vancouver'i orada yasadiklarimi, arkadaslarimi hatirlamak bile bana yasama gucu veriyor. Kanadanin yeri bende baskadir..

simdilik bu kadar ama gene yazacagim yakinlarda.. bugun bir sunumum var, ona hazirlanmam gerekirken kendimi burada buldum. herkese sevgi dolu gunler diliyorum simdilik..

Number of online users in last 3 minutes
Locations of visitors to this page