annemin mutfak kokusu

Pazartesi, Ekim 29, 2007

Kurtarma Calismasi

Pazar gunu arkadaslarimiz bizi ve baska arkadaslarimizi kahvaltiya cagirinca ben de biraz erken kalkip birseyler hazirlamak istedim. Hayalimde canlandirdigim mis gibi havuc kokan bir kek ve tuzlu bir cesitti. Tuzlu cesit guzeldi ama kek maalesef gecen sene cok severek aldigim dokme kalibimdan cikmadi, parcalandi. Ben de kalan kisitli zamanimda biraz beyaz biraz bitter cikolata hazirlayip kekten trufler yaptim. Goruntuyu kurtarmis oldum sayilir saniyorum. Tuzlunun tarifi yakinda. Trufler de su sekilde hayat buldu..


Havuclu kekten bozma trufler
Firinda cikan havuclu kek, minik minik parcalara ayrilir, bicakla iyice ufalanir. 100 gr bitter cikolata eritilir, 60 ml de beyaz cikolata (mikrodalgada ya da ben marie usulu). Her biri ayri kaselerde kek kirintilari ile birlestirilir. Elinize aldiginizda top yapabilecek kivama gelene kadar kek kirintisi eklemeye devam edin. Yumusak truflarinizin olmasi icin ya birer kasik tereyagi ya da bir iki yemek kasigi cig sut kremasi eklemeyi unutmayin (ben eklemedigim icin pisman oldum, buzdolabinda bekledikten sonra sertlesmislerdi ama tatlari gayet guzeldi). Ben bitter olanlari findik krokanla kapladim, beyaz olanlari da hindistancevizi ile. Buzdolabinda sogutup, sertlesmeleri icin bekledikten sonra servis icin tatlilarimiz hazir efendim..

Afiyet olsun..

Etiketler:

Çarşamba, Ekim 24, 2007

Ispanak Rulo

Tarifi daha oncesinde Dilekce'de gorup vurulmustum. Uygun bir zamanda denemek uzere bir kenara not etmistim ki uygun zaman bu haftasonuymus. Dolgu malzemesini ben biraz degistirdim artik sizin caniniz nasil isterse.. Bence boyle bir guzellik gorsellik icin masada sart..


ISPANAK RULO
450 gr ispanak (1300 gr alip yikadim, kaynayan suda cok hafif hasladim, suyunu siktim elimde kalan net ispanak 450 gr idi)
1 dilim ekmek (kenarlari kesilmis, islatilmis)
1 yemek kasigi galeta unu
4 yumurta
1.5 cay kasigi tuz
1 cay kasigi karabiber

Kup dogranmis ekmek, dogranmis ispanak, galeta unu ve yumurta sarilarini karistirin. Tuz ve karabiber ekleyin. Yumurta beyazlarini ayri bir kapta kar beyazi olana kadar cirpin. En son bunu diger karisima ekleyin. Yagli kagit serilmis firin tepsinizde 18-20 dakika kadar 170 derecede (onceden isitilmis firinda) pisirin. Firindan cikardiktan 3-4 dakika sonra temiz bir mutfak havlusuna ters cevirin. Yagli kagidi cikarin. Rulo yapip sogumasi icin bekleyin.

Dolgu Malzemesi
200 gr mascarpone (labne de olur)
100 gr krem peynir
Konserve misir
Haslanmis ve yagda hafif sotelenmis kirmizi biber kupleri (biberi butun olarak haslayip kabugunu soyduktan sonra minik minik kuplere kesip, cok az yagda soteleyin)

Mascarpone ve krem peynir krema kivamina gelene kadar cirpilir. Soguyan rulomuz acilir, icine bu peynir karisimindan suruldukten sonra misir ve kirmizi biber rasgele yerlestirilir. Tekrar rulo yapilip, buzdolabinda servise kadar tutulur.

Afiyet olsun.

Dilim fotografi icin buraya tiklayiniz..

Etiketler: ,

Pazartesi, Ekim 22, 2007

Kanepelerden baslayalım..

Kanepe tamamen hayal gucumuze bagli oldugu icin benim yapmaktan cok zevk aldigim bir aperatıf turu.. Bu sefer menude hic deniz urunu olmadigi icin somonlu kanepeler yapmaya karar verdim. Yanlarina da sik gorunmeleri icin peynirli kanepelerden ekledim..

Gelelim nasil yaptigima..

Somonlu Kanepeler
Her bir sandvic ekmegi (pastenelerde satilan hafif tatlimsi sandvic ekmekleri bu is icin ideal) ortadan ikiye kesilir. Kasigin arkasi ya da bicakla ince bir mayonez tabakasi surulur. Dilimlenmis sogan halkalarindan birkac tane yerlestirdikten sonra bir dilim fume somon ekmegin ustunu kaplayacak sekilde koyulur. Onun ustune arzu ettiginiz yesilliklerden bir demet yapilir salatalik ve kiraz domatesle suslenir. Somonun bir kosesine koyabileceginiz ince bir limon dilimi de renk katacaktir. En son butunlugu tamamlamak uzere de kuru dereotu serpilir.

Peynirli Kanepeler
Ekmekler gene ortadan ikiye kesildikten sonra, pasta susleme torbamizin icine koydugumuz krem peyniri (ben Philedelphia krem peyniri kullandim) istedigimiz sekilde ekmegin ustune sikariz. Sonrasinda yarim dilim salatalik, yarim kiraz domates ve birkac dereotu ile susleriz. Hashas tohumu ile en son suslemeyi yapabiliriz. Hashas tohumu yerine kirmizi biber ya da kekik kullanabilirsiniz. Belcikalilar peynirli kanepe ustune frenk uzumunu de oldukca cok tercih ediyorlar. Artik hayal gucu sizin, kanepeler sizin..



Afiyet olsun..

Etiketler: ,

Pazar, Ekim 21, 2007

Bir Menu


Cumartesi gunu esimin calistigi enstituden hocasi ve arkadaslarini bize davet etmistik. Iclerinde 2 ispanyol, bir italyan, bir rus ve de bir turk misafirimiz vardi. Herkesin sevecegi damak tadina uygun birseyler yapmaya, Turk mutfagindan da birkac ornek hazirlamaya calistim.

Menumuz soyleydi:

Yesil mercimekli salata
Rus salatasi
Mercimek koftesi
Ev yapimi manti
Talas boregi
Korili tavuklu kis
Ispanakli Rulo
Tatli olarak da Ahududulu yaspasta


Somonlu ve krem peynirli kanepeler (bunlari cok begendiler, sadece lezzet acisindan degil, gorsel olarak da bir sanat sozkonusu diyerek beni utandirdilar dogrusu)


Suslu yumurtalar (bunlardan daha once yapmistim bir yemek etkinliginde ama orada her biri farkli suslendigi icin simetrik bir gorsellik yoktu. Sade ama guzel bir dizayn olduguna inaniyorum ben dun yaptiklariminin)


Daha once vermedigim kanepe ve ispanakli rulo tariflerini yakinda burada okuyabilirsiniz..

Etiketler: ,

Çarşamba, Ekim 17, 2007

Ofisteki bilgisayarima virus bulastirdim :( o yuzden de cok uzgunum, basima bir suru dert actim gereksiz yere. Su anda IT yardim'da tedavi goruyor kendisi ve umuyorum ki bugun sonunda yeniden birlikte olacagiz.. Sanirim onemli dosyalarim kurtarildi ama server'dan silip kendi bilgisayarima indirdigim e-maillerimi kaybettim. Iclerinde cok onemli olanlar da vardi ama saglik olsun demekten baska bir cozum yok. Bir de cok dikkatliyimdir boyle konularda ama herkesin basina gelebiliyor iste.

Onun disinda artik eskisi gibi mutfaga girip haril haril tatli da yapmiyorum, o yuzden burada yeni tarif de goremiyorsunuz bir suredir. Bir de yapsam da canim istemiyor sanirim fotografini cekmek. Neden bilmiyorum bir durgunluk var ustumde. Eskiden her gun birseyler koyabilmek icin buraya can atardim. Siz beni idare edin bu ara belki gecicidir bu isteksizlik..

Neyse, "yazamadim cunku mazaretlerim var" demek icin bu postu yaziyorum.

Perşembe, Ekim 11, 2007

Ne olacak Belcika'nin hali?

Zaman zaman Turk kanallarindaki haberlerde de rasliyorum, Belcika ile ilgili gelismelere. Hatta gecen yayin doneminde TRT1de yayinlanan Banu Avar'in "Sinirlar Arasinda" adli programinda da konu edilmisti Belcika. Ilk bolumunu suradan izleyebilirsiniz siz de.. Butun Avrupa'nin merakla bekledigi bir konu: Belcika kendi icinden yeni ulkeler cikaracak mi?

Belki bazilariniz biliyordur: Belcika'da uc dil konusuluyor; Flamanca, Fransica ve Almanca. Almanca konusanlar politik bir bolge olusturmuyor sadece dilsel bir bolge olusturmus durumdalar. Flamanlar ve Walonlarin (fransizca konusanlarin) ise kendilerine ait devletleri, meclisleri, partileri var. Bu ikisi disinda bir de bagimsiz olan kucucuk bir Bruksel var.. 1 milyon nufusuyla kendi kendine yetemeyen ama diger iki gruba da dahil edilemiyen bir Bruksel..

2 senedir burada yasiyorum ve olan bitenleri zaman zaman televizyondan, zaman zaman yazili medyadan, flamanca kursumdan ve cevremdeki arkadaslarimdan ogrenmeye daha iyi anlamaya calisiyorum. Gelin sizinle de biraz Belcika uzerine konusalim: 1830 yilinda tamamen politik amaclarla kurulmus tampon bir ulke burasi. O zamanlar Hollanda Kralligina bagli olan Belcikada Fransiz asilerin Fransaya baglanmak icin cikardigi ayaklanma ile millet birbirine girer. Bunun ustune dis kuvvetler mudahale eder ve burada kendi basina bir krallik kurar ve basina da Ingiliz kraliyetine bagli bir Alman prens atar, ki bu Belcika'nin ilk krali oluyor: Leopold I. Kendisi olurken de ogluna; "Bu ulkenin yasamak icin hicbir nedeni yok" demisligi vardir. Ama nasil oluyorsa 177 senedir Avrupa'nin merkezinde yasamaya devam ediyor. Aslinda irk olarak "Belcikali" diye bir terim yok, hala da yok. Insanlar kendilerini Flaman ya da Walon olarak nitelendiriyorlar. Ve aradaki ucurum da oldukca buyuk. Farkli kulturlere farkli dillere sahip iki millet bu.. Gecmiste Walon ustunlugunun surdugu bu topraklarda simdi Flamanlar zengin sirketlere sahipler. Madenciligin en cok parayi getirdigi zamanlarda madenlere sahip Walonlar, zenginlikleri ile Flamanlari ezip, onlara kotu muamelede bulunduklari, mesela Bruksel'de dogan tum cocuklarin Fransizca kayit edilmelerini istedikleri, mahkemelerde flamanca yasaklandigi icin (tabi bunlar cok gecmiste oluyor, simdi Bruksel iki resmi dile sahip), Flamanlar da bunlarin intikamini aliyor bir nevi.. Issizlikle (%20 Walonlarda, %8 flamanlarda) basedemeyen Walonlar, Flamanlarin odedikleri vergilerle issizlik parasi ile gecinmeyi basarirken, Flamanlar bundan kurtulabilmek icin bagimsiz bir Flamanya hayali pesinden kosuyor. Sadece Avrupa Birliginin degil ayni zamanda NATO'nun da merkezi olan Bruksel bugunlerde ayrilikci hareketleri konusuyor. Yapay olarak biraraya getirilmis iki millet simdi menfaatleri cakistigi icin neredeyse 120 gundur hukumet kuramiyor. Ikinci kez hukumeti kurma gorevini verdigi Flaman partilerinden birinin basindaki Leterme bu sefer de hukumeti kuramazsa siyasi hayatinin sonuna gelmis olacak deniliyor. Isin ilginc yani da ayni kisinin secimlerden once verdigi demecte Belcikanin tarihin bir kazasi oldugunu; belcikayi olusturan milletler arasinda kral, futbol takimi ve bira ortakligi kaldigini soyluyor. Su anda eger ayrilmiyorlarsa en buyuk problemi Bruksel olustuyor aslinda. Cogunlugunun Fransizca konustugu Bruksel, cografi anlaminda Flaman topraklari icinde kaliyor cunku.

Gecen sene walon kanallarindan biri, haberlerine kralin kactigi, flamanlarin bagimsizlik ilan ettigi, havaalanin trafige kapatildigi, NATO'nun alarma gectigi haberleri ile ulke genel bir panik havasina burunmustu. Bizim dil kursunu arayip hatta "Biz walon kisminda oturuyoruz, bundan sonra kursa gelemeyecek miyiz?" diye sormuslar. Haberin altinda "Bu bir kurgu haberdir" diye yazmasina karsin, habere inananlarin bu kadar cok olmasi, ayrilmanin ne kadar akla yatkin oldugunu da gosteriyor bence..

Isler cok karisik yani..

fotograf kaynak

Etiketler: ,

Pazartesi, Ekim 08, 2007

Dusseldorf

Sanirim yakinda Bati Almanya'da gitmedigimiz sehir kalmamis olacak. Gunubirlik gezilerle gidilebilecek yerler yakin ve fazlaca oldugu icin sanirim bu boyle..

Bu Cumartesi gunu Dusseldorf'taydik iki arkadasimizla birlikte. Saolsunlar gelip bizi Leuven'den aldilar ve yola ciktik. Tabi yol ustunde once Aachen'daki Lindt'e ugradik. Sonrasinda da Dusseldorf.. Almanya'da gordugum en guzel sehirdi diyebilirim. Hem modern hem cok sicak bir havasi vardi. Gittigimiz gun hava da gunesli oldugu icin belki sehir cok guzel gorundu gozumuze..

Alisveris merkezlerini kesfetmek, Burg meydaninda soluklanmak, Ren nehrinin kenarinda kalabalik arasinda yurumek belki sizin de hosunuza gidebilir..

Ayrica sehir icindeki renkli heykeller de cok hostu.

Etiketler: ,

Number of online users in last 3 minutes
Locations of visitors to this page