Salı, Haziran 27, 2006

Gunlerin getirdigi

Sinavimi da kazasiz belasiz atlatmis durumdayim. Fazla calismak gelmedi icimden bu sefer nedense ama guzel gecti. Hem de bekledigimden de guzel gecti. Bahsetmistim altyapimin yeterli olmadigi bir dersti aldigim, malzeme ayirma yontemleri gibi birsey ismi. Konu olarak da inceleme methodlari ogretiliyor. Mesela elinizde icinde ne oldugunu bilmediginiz bir parca var. Organik olabilir, metalik olabilir.. Sizden beklenen de icinde hangi elementlerin hangi fazlarda bulundugunu soylemeniz. Bunun icin hangi cihazlari kullanirsiniz, analizi nasil yaparsiniz gibi konulardan olusuyor. Aslinda pratik anlamda oldukca yararli buluyorum ben. Muhtemelen benim doktora calismalarim sirasinda da bana gerekecek bir yontemler silsilesi.. Ama dedigim gibi konunun arkasini cok iyi bilmezseniz zorlanabiliyorsunuz. Burada once sinavda yazili olarak hazirlaniyorsunuz. Benim sorumlu oldugum 2 soru vardi sinavda ve dusunun 2.5 saat sorulara yazili olarak hazirlandim. Zaman konusunda oldukca comert davraniyorlar, zaten 4-5 sayfa onlu arkali kagit hazirladim, mecburen zamana da ihtiyacim vardi. Yazili hazirliginizi tamamladiktan sonra da hocanin odasina gidiyorsunuz, ya da sinifin disinda bir masa sandalye koyuyorlar, orada sizin yazdiklarinizi hoca irdeliyor. Anlamadigi ya da acik olmayan birsey varsa daha detayli anlattiriyor. Ayrica sorular disindan da farkli seyler sorabiliyor, tamamen farkli bir konu bile olabilir bu. Sinav boylece sona eriyor. Bence oldukca guzel bir sistem, bilen bilmeyenden daha kolay ayriliyor ve de kopya sansiniz nerdeyse yok. Yazdiginizi anlatamazsiniz hic onemi yok kagitta yazanlarin, zaten defter kitap acik sinavlar genelde.. Neyse dedigim gibi sanirim iyi bir notla atlattim bu engeli de..

Sirada 2 hafta sonra girecegim savunmam kaldi sadece, ondan sonra bu yili da kapatmis olacagim. Turkiye'ye gitmeden once de tezimden bir makale cikarabilirsem ne mutlu bana. Verimli bir sekilde bu yili atlatmis olmak tatilde daha cok eglenmem icin iyi bir sebep..

Bu arada haftasonu planlari yatti gibi birsey oldu. Cumartesi gunu buradaki en uzun gunu kutlama etkinliklerine biz de birazcik katildik. Aslinda olay sundan ibaret; ana arterlerin hepsi trafige kapatiliyor. Butun dukkanlar pazar gibi onlerine stand aciy0rlar, urunlerinde indirim yapiyorlar ama genelde almak isteyebilecegim hicbirsey indirimde degildi, daha cok ellerinde kalanlari satmak icin bir yol sanirim. Arada bes kisinin bindigi bir bisiklet gordum, hepsinin caldigi ayri bir enstruman vardi, hem bisikletle gidiyorlar hem muzik yapiyorlar. Bisikletin ustunde de 5 cift pedal var, epey uzundu zaten. Ilginc olan bir tek onu gordum diyebilirim. Spor etkinlikleri icin de hava cok kotuydu. Bardaktan bosalircasina yagmur yagiyordu. Nereden mi biliyorum? :) Ben de okula gelmek zorunda kaldim o havada hem de bisikletle. Pazar gunu otobusler cok nadir oldugu icin cok beklemek istemedim ve ne olacak 10 dakikalik yok hemen giderim diye atladim benim mavise :) Yolda bir bastirdi bir bastirdi yagmur, okula geldigimde resmen her tarafimdan sular suzuluyordu. Yagmur gecirmeyen montumun ici bile islakti. Hemen isimi halledip eve dondum, ama epey de usudum. O nedenle biz katilmadik etkinliklere, yalniz bizim evin onunden gecen buyuk bir bisiklet grubunu da gorduk, demek ki adamlar usenmemis gerceklestirmisler etkinligi.. Bu arada ustteki biber resmi nereden geliyor onu da hemen yazayim. Haftasonu balkonumuz icin kucuk bir biber bitkisi aldik, bir metreye yakin, uzerinde bir suru yesil yesil biberler var, once onlarin kizarmasini bekleyecegiz, sonra da afiyetle yiyecegiz. Balkonda olmasindan dolayi da ben cok mutlu oldum, o yuzden sizinle paylasmak istedim.

Bende haberler bu kadar, herkese saglikli bir hafta diliyorum. Yeni tariflerde bulusmak uzere..

4 yorum:

Ipek's Bakery dedi ki...

Hadi gozun aydin Evren'cim. Artik iyice yuzdun kuyruguna geldin. Pazar gunu bizde de yagmur feciydi. Ben yagmurlu havalar icin kendime bisiklet yagmurlugu aldim, sekli pelerin gibi hatta canta oluyo, kipkirmizi! Ama bir kere bile giymedim cunku yagmurda bisikletle cikmaya acaip useniyorum hemen tembellik yapip arabaya biniyorum. Boylece Turk oldugumu bir kere daha kanitliyorum. Biz ancak cocukken bisiklete binerdik ya! Simdi buyuduk. Halbuki ne kadar yanlis ve bazen nefret ediyorum bu huyumdan. Bu arada biberlerin resmini bekliyorum.
Sevgilerimle!

evrenbal dedi ki...

Ben de buraya gelmeden once en son sanirim 10-12 yil once binmistim bisiklete ama burada gercekten zaruret, ben cok rahat ediyorum bisikletle. en guzel, en kolay ve en masrafsiz ulasim araci. Bir de cok fazla yokus falan yok neyse ki buralarda :)

Ipek's Bakery dedi ki...

Kesinlikle sana katiliyorum Evren ama ben burda biraz tembellige alistim. Bisikletim asagida beni bekliyor ama inan hergun tamam yarin diye diye erteliyorum. Zaten bu yuzdende kilo aliyorum ya! Eskisi gibi olsa 35-40 km yol yapiyorduk buraya ilk geldigimde. Bisikletle piknige bile gidiyorduk!

Kruidnagel dedi ki...

sevgili evren, ben de bisikletsiz yapamiyorum, bisiklet benim elim, kolum, her yere bisikletle gidiyorum, alisverise bile. onde ve arkada cok sirin sepetlerim var, dunyalari aliyor icine... mecbur kalmadikca toplu tasima araclarini kullanmiyorum. Zaten Amsterdam minik bir sehir, ise bile bisikletle gidip geliyorum. hem de yedigim lezzetli quiche'lerin kalorilerini yakiyorum...)) tek olumsuz yani Amsterdamín, bisikletlerin calinma riskinin yuksek olmasi, ben de 3 ayri kilitle kilitliyorum ..
insan bir kere alisti mi bir daha birakamiyor inan ki...