annemin mutfak kokusu

Pazartesi, Kasım 09, 2009

File bademli yaspasta



Pandispanya su tariften alindi. Gercekten her seferinde memnun kaldigim bir tarif bu. Uzun zamandir da hep ayni tarifi yapiyorum zaten. Hem islak, hem lezzeti yerinde bir pandispanya oluyor. Bazen icine bir kasik badem unu ekliyorum, bir kasik un cikarip.. Bazen ikiye, bazen uce kesiyorum. 20 cm'lik kalipta pisirip kalin pandispanya ile pasta yapmayi daha cok seviyorum.

Icine de krema ile cirpilmis krem santi ve ahududulari yerlestiriyorum. En disina da cok ince bir kat krem santi surup buzdolabinda bir gece bekletiyorum. Ertesi gun, servisten birkac saat once de bir kat daha krema suruyorum ama bu sefer daha dikkatli ve ozenli suruyorum. Susleme isini de bu asamada hallediyorum. Bu pasta icin cok susleme yapamadim. Sadece ustune 50 gr cikolatayi 50 ml cig sut kremasi ile eritip doktum ve file bademleri rastgele serpistirdim. Cok ozelligi olan bir pasta degil ama gene de paylasmak istedim.

Pazar, Kasım 08, 2009

Patlican Guzeli

Kanada'daki arkadasimdan cok sey ogrendim saglikli beslenmeye dair. Bu tarif de onlardan biri. Isminin ne oldugunu hatirlayamadim, ben de kendimce "patlican guzeli" demeye karar verdim. Oldukca leziz, kahvaltilarda cok hos oluyor, tavsiye ederim. Biraz sebzeleri yikamasi, kesmesi, hazirlamasi zaman aliyor ama sonuca deger. Bir de asagidaki tum malzemeler su uc kavanozu dolduracak kadar kuculuyor. Arkadaslara kahvaltiya giderken de cok guzel hediye olabilir, aklinizda olsun.. Bu arada sevgili arkadasim da blog camiasina katildi. Cok hos tarifleri var, kesinlikle bir goz atin derim.

Malzemeler
4-5 adet patlican
1 kg (8-10 adet) kirmizi biber
4-5 adet kuru sogan
2 adet kirmizi sogan
12 dis sarmisak
3 adet domates
150 ml zeytinyagi
Tuz

Yapilisi
Butun sebzeler iyice yikanir. Domateslerin kabugu soyulur. Sogan ve sarimsak kabuklarindan temizlenir. Sarimsak dislerini ortadan ikiye kesmeniz yeterli olur. Soganlar, domatesler ve alacali soyulmus patlicanlar buyuk kupler seklinde kesilir. Kirmizi biberler de iri iri dogranir. Buyuk bir kapta butun malzemeler birlestilir. Bol bol zeytinyagi ve arzuya gore tuz gezdirilir.
Yagli kagit serilen firin tepsisine malzemeler alinir, firin 200 dereceye isitilir. Butun malzemeler yumusayip, surulebilir kivama gelene kadar pisirilir (yaklasik 1 saat kadar). Arada sebzeleri alt ust ederek, her tarafinin esit pismesine dikkat edilir.

Kahvaltilara farkli bir renk, soguk meze ya da kislere dolgu malzemesi olarak kullanabilirsiniz..

Cuma, Kasım 06, 2009

Bir Portekiz Lezzeti: Ton Balikli Kuru Borulce Salatasi

Portekiz'de yemek oncesi masaya getirilen soguk baslangiclardan biri de bu salataydi. Portekiz'de restoranlarda, masaya oturdugunuzda siz soylemeden bu tur salatalar, ya da peynir, yag tabagi ve sepette ekmek geliyor. Ekmegin ucuna bile dokunursaniz butun sepetin ucretini odemek zorundasiniz. Digerleri icin yediklerinizi oduyor, yemedikleriniz adisyona yazilmiyor. Enteresan bir adetmis gibi geldi bana, gittigimiz her yerde de ayni sistem gecerli idi.

Bu arada ben k
uru borulceyi Belcika'da bulamam diye Portekiz'den getirdim ama sanirim Turkiye'de bulunuyor. Daha once teatime'da bir tarif gormustum kuru borulceli. Baska turk bloglarinda da farkli salatalar gordum: 1, 2, 3.. Sanirim kimsede ton baliklisini gormedim.

Hem degisik, hem leziz bir tarif.. Umarim siz de evlerinizde severek denersiniz..


Ton Balikli Kuru Borulce Salatasi


Malzemeler
1 su bardagi kuru borulce
1 su bardagi haslanmis misir
1 adet sogan
1 kutu ton baligi
Bir cay bardagi kadar kup kup kesilmis tursu
Tuz
2-3 yemek kasigi zeytinyagi
1 limon suyu
Suslemek icin maydanoz

Yapilisi
Kuru borulceler suda bir gece bekletilir. Duduklude tuzlu suda pisirilir. Yalniz dikkat edin cok yumusayip borulceler dagilmasin. Sogumasi icin kenarda bekletilir.

Sogan minik minik dogranir. Ton baliginin yagi suzulur, catalla kucucuk parcalara ayrilir.

Borulceler, ton baligi, sogan, tursu ve misirla karistirilir. Eger gerekiyorsa tuz ilavesi, limon suyu ve zeytinyagi ile lezzetlendirilir. Ustune maydanoz kiyilir ve soguk olarak servis edilir.

Not: Tursu ve maydanoz orjinalinde yoktu. Siz de kendinize gore zenginlestirebilirsiniz.


Etiketler: ,

Perşembe, Kasım 05, 2009

Bir soguk salata tarifi daha..


Yogurtlu Ispanak Salatasi

Malzemeler

750 gr dondurulmus ispanak
3-4 yemek kasigi zeytinyagi
1 su bardagi suzme yogurt
3-4 yemek kasigi yogurt
1 yemek kasigi mayonez
2 dis sarimsak
Tuz


Yapilisi
Ispanaklar zeytinyaginda tuz esliginde kavrulur. Once su birakiyor, sonra biraktigi suyu neredeyse tamamen cekiyor. Bu asamaya kadar arada karistirarak pisirmeniz gerekiyor.

Suzme ve normal yogurt mayonezle bir kapta birlestirilir, ezilmis ya da dovulmus sarimsaklar eklenir. Ispanaklar soguyunca yogurtlu karisima eklenir ve karistirilir. Butun sarimsakli salatalarda oldugu uzere, bir gece buzdolabinda bekletirseniz, tadi daha yerinde olacaktir.

Afiyet olsun.

Not: sarimsagin suyunu cikarmadan yogurda eklerseniz, aromasini veremez layikiyla. Mutlaka havanda doverek, ya da yemek kasiginin tersiyle ezerek suyunu cikarmalisiniz. Eger evde havan yoksa, en kolayi sarimsaklari minik minik dogramak, ustune biraz tuz serpip 5 dakika bekledikten sonra kasigin tersiyle ezmektir. Bu sekilde yogurda eklerseniz, hem agza gelmez yerken, hem de aromasini daha kolay verir.

Etiketler: ,

Çarşamba, Kasım 04, 2009

Cin Salatasi ya da Pirinc Salatasi

Bu salatayi da haftasonu gelen misafirlerimiz icin yaptim. Aslinda mercimek koftesi yapmakti amacim ama evde ince bulgur kalmadigini gorunce bu salatadan yapmaya karar verdik esimle. Esimin annesi yaparmis bunu, esimin hatirladigi malzemelerle salatayi hazirladik. Ben ilk kez yedim ve cok begendim.


Malzemeler
1 buyuk su bardagi (250 ml) pirinc
1 cay bardagi haslanmis bezelye (konserve de olabilir)
2 yemek kasigi konserve misir
1/2 cay bardagi haslanmis havuc
1 cay bardagi kornison tursu
1 demet dereotu
3-4 sap taze sogan
1 adet limon suyu
1 yemek kasigi zeytinyagi (pirinc piserken kullanilacak)
2 yemek kasigi zeytinyagi (tum malzemeler birlestirildikten sonra)
Tuz

Yapilisi
Pirincler yikanir, 1 yemek kasigi zeytinyagi ve tuz ile birlikte 1.5 su bardagi su ile pisirilir (ayni bardak olcu olarak kullanilacak). Sogumasi icin kenara alinir.

Yesillikler iyice yikandiktan sonra dereotu ince ince kiyilir, yesil sogan halka halka kesilir. Tursu ve haslanmis havuclar da kucuk kupler seklinde dogranir.

Butun malzemeler birlestirilir bir kapta birlestirilir. Limon suyu, zeytinyagi ve gerekirse ekstra tuz eklenir.

Duzgun gorunmesi icin ben kek kalibina alip, iyice bastirip, tabaga oyle cevirdim. Servise hazirdir. Ertesi gun de gayet taze sekilde tuketilebilir.

Yapimi kolay, tadi guzel, kendisi farkli bir salata.. Simdiden afiyet olsun.

Etiketler: ,

Salı, Kasım 03, 2009

Rokfor Peynirli Pirasali Kis

Bu tarifi Ev Cini'nin sayfasinda gormustum ve uzun zamandir da yapiyorum aslinda. Yalniz ben kendi hamur tarifimi kullaniyorum. Dolgu malzemesinde de hafif degisiklikler yaptim. Bir de servisin kolayligi acisindan kucuk tart kaliplarini kullaniyorum, hem goze daha guzel geliyor diye dusunuyorum bu sekilde.

Rokfor peynirini sevenler bu kisle bayram edecek gibi geliyor bana..
Degisik birseyler arayan mutlaka bir kenara not etsinler.. Ayrica bu kisin hamuru gercekten cok basarili, baska ic malzemeleri ile de deneyebilirsiniz.

Rokfor Peynirli Pirasali Kis

Malzemeler
(8 adet kucuk kis kalibi icin)

Hamur icin
2.5 su bardagi un
1 cay bardagi bardagi siviyag
1 adet yumurta
2 corba kasigi yogurt
1 cay kasigi kabartma tozu
1 cay kasigi tuz
3 yemek kasigi hashas tohumu

Ic dolgu icin
2 adet pirasa
120 gr rokfor peyniri
1 cay bardagi krema
Yarim cay bardagi sut
2 yumurta
1/2 cay kasigi muskat rendesi (yoksa onsuz da olur tabi)
1/2 cay kasigi karabiber
1 cay kasigi tuz
Kucuk bir kase rende kasar

Yapilisi
Hamur icin gerekli tum malzemeler bir kapta birlestirilir. Un yavas yavas eklenerek hamur yogurulur. Yumusak bir hamur elde etmelisiniz. Hamurdan mandalina buyuklugunde parcalar ayrilir. Kucuk kis kaliplarina uyacak sekilde 1 cm kalinliginda acilir, yaglanmis kaliplara hamur kenarlarindan yukselecek sekilde kaliplara yerlestirilir.

Pirasalar yuvarlak kesilir, kaynayan suya pirasa dilimleri atilir ve yumusayana kadar pisirilir. Suzgecle alinir, soguk sudan gecirilir, suzgece alinir. Suyu iyice suzuldukten sonra, rokfor peyniri ile karistirilir. Baska bir kapta krema, sut, yumurta, karabiber, muskat rendesi ve tuz karistirilir. Tart kaliplarina yerlestirilen hamurlarin ustune rokforlu pirasalar yerlestirilir. Yumurtali sivi karisimdan pirasalarin ustune yeterince dokulur. En uste de rende kasarlar koyulur ve 180 dereceye isitilmis firinda pisirilir.

Eger rokfor peynirinin kendine has kokusunu seviyorsaniz, bu kis piserken yayilan kokular sizin sabrinizi sinayabilir. Tam bes cayina uygun, misafirlik hos guzel leziz bir tarif..

Simdiden afiyet olsun.

Etiketler: ,

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Somon Salatasi

Kanada'ya gittigimizde evlerinde konuk oldugumuz arkadaslarimizdan ogrenmistik bu guzel tarifi.. Biz cok sevdik, evimize gelen misafirlerimize de yaptik, ikram ettik.. Umarim siz de severek denersiniz..


Malzemeler
500 gr somon baligi (ben dondurulmus alip, cozdurup kullandim)
1 demet dereotu
1-2 adet kirmizi sogan
1 limonun suyu
Zeytinyagi
Tuz

Yapilisi
Kilciksiz sekilde fileto yapilmis somon baliklarinin her tarafina guzelce zeytinyagi surulur. 200 dereceye isitilmis firinda firin torbasinin icinde baliklar pisirilir. Sogumasi icin kenara alinir.

Soganlar minik minik kup kup dogranir, dereotu ince ince kiyilir.

Sogumus baliklar catalla 1-2 cm'lik parcalara ayrilir. Dereotu ve soganla karistirilir. Ustune limon sikilir, zeytinyagi gezdirilir, tuz eklenir. Buzdaolabinda bir gece dinlendirildikten sonra servise hazir hale gelir.

Afiyet olsun..

Etiketler: ,

Cuma, Ekim 23, 2009

Kendinize bir guzellik yapin: Portekiz'e gidin.

Portekiz, olaganustu farkli bir ulke.. Avrupa'da gezenler bilir, her yer birbirine benzer.. Aachen, Koln, Ghent, Strasbourg, Amsterdam, Lille falan filan.. Hepsi ayni temel ustune kurulmus benzer sehir yapilarina sahiptir ve mimari acidan da bircok ortak ozellikleri vardir.. Iste bu benzerlikler yuzunden, insan bir zaman sonra artik sehir gezisi yapmayalim diyebiliyor. Biz coktan dedik. Gittigimiz sehirde illa farkli bir etkinlik, farkli bir guzellik ariyoruz. Yoksa sirf sehir merkezini gezmek icin artik uzun mesafe yol gitmiyoruz.. Cunku artik hepsi birbirinin ayni bizim icin.. Ama Portekiz bambaskaydi.. Ozellikle insanlarini cok sevdik, mutlaka bahsetmeliyim. Avrupa'da (batida yani) siz yardim istemediginiz surece kimse isguzarlik edip, "yardima ihtiyaciniz var mi, yardim edeyim mi?" gibi cumlelerde bulunmaz. Portekiz'de o kadar cok kere yasadik ki bunu genelleyebilirim. Disaridan yardima ihtiyaciniz varmis gibi duruyorsaniz, mutlaka birisi gelip "yardim edebilir miyim?" diyor.. Mesela metro bileti almak icin otomatin basinda bekleyip anlamaya calisiyorsaniz, ya da haritayi sermis ne yone gitmeniz gerektigini anlamaya calisirken, mutlaka birisi sizi farkediyor.. Benim cok hosuma gitti bu. Hem de inanilmaz guleryuzlu, tatli insanlar.. Adam kaziklamaya da calismiyorlar.. Sevdim ben sicak ulkenin sicak insanlarini..

Portekiz'e Faro'dan giris yaptik. Ryanair ile uctugumuz icin, en makul gun, saat ve yer kombinasyonu o sekilde oldu. Faro merkezde cok vakit gecirmedik cunku Lizbon'a giden otobus hemen kalkiyordu sansimiza. Lizbon- Faro arasi yaklasik4 saat suruyor, bir kismi otobandan bir kismi tali yollardan.. Otobuslerle hemen hemen her yere gidebilirsiniz, Turkiye gibi.. Bircok otobus sirketi var. Biz genelde su sirketle yolculuk ettik ve memnun kaldik. Bu arada cogu yerde Ingilizce bilen olmuyor kucuk kasabamsi yerlerde. Biraz portekizce ogrenmekte fayda olabilir gitmeden :) Faro-Lizbon arasini gunduz gittik ve cevreyi izledik. Ulkenin guneyinde bizim Akdeniz iklimini andiran, pek yesil olmayan columsu bir bitki ortusu var. Daha cok sari renkler hakim..

Lizbon cok buyuk bir sehir. Dag tas bina denilecek cinsten.. Portekiz ayrica engebeli bir ulke, Hollanda gibi Belcika gibi duz degil.. O da ayri bir guzellik katiyor sehirlere.. Lizbon Portekiz'in baskenti ve yaklasik 3 milyon nufusa sahip. Portekiz sehirlerini ilginc yapan baska bir ozellik de Endulus hakimiyeti altinda uzun sure yasamis olmalari. Arap kulturunden etkileri gormek her yerde mumkun. 711 yilinda Araplarin eline geciyor Lizbon mesela ve bu donemden sonra gelismeye, sehirlesmeye basliyor. Zaten Endulus doneminden once bir krallik falan yok Portekiz'de. Araplari Avrupa'dan kovma sevdasi ile basliyor Portekiz Kralligi.. Neyse cok fazla detaylara girip tarih sevmeyenleri bezdirmeyeyim :)


Lizbon'da gorulecek en onemli yerlerden biri kalesi tabi ki.. yuruyerek de cikmak mumkun ama oldukca dik bir yokusu tirmanmaniz gerekiyor. Ayrica kalenin Araplar tarafindan insa edildigini de belirteyim. Zaten cogu kale Araplarin eseri Portekiz'de.. Onun disinda, Lizbon merkez cok guzel, sokaklarinda gezmek oldukca eglenceli. Her an karsiniza bambaska bir dunya cikabiliyor. Tabi tehlikeli caddeleri var, geceleri tek basina dolasmak cok tekin olmayan yerler de mevcut.. Bunlari bilip ona gore gezmekte fayda var. Sehirde dikey asansorler ve tramwaylar var. Cok engebeli oldugu icin insana San Fransisco'daymis gibi bir his veriyor. Tramwaylara atlayip sehri gezmek cok guzel.. Hem de yorulmadan sehir gezmenin bir yolu. Gunluk sinirsiz ulasim karti 4.20 euro idi, diger Avrupa ulkelerine gore hem ucuz hem de ulasim cok kolay, haritalar falan cok kullanisli. Otobus, tramway, metro aktarmalarini anlamak cok cok kolay.. Bu arada karsiniza surekli kocaman, genis meydanlar cikiyor sehirde yururken, bunu da cok sevdim ben. Lizbon'u bence bir gunde gezmek mumkun. Biz hatta kalan zamanda Belem'e gittik. Tramway ile yaklasik 20-25 dakika suruyor. Ama cok hos, kendine has kucuk bir yerlesim Belem.. Mutlaka Pasteis de Belem pastanesine ugrayip, bu guzel minik pastaciklardan kendinize ismarlayin, yalniz biraz kalabalik oluyor. Oldukca unlu ve eski bir yermis burasi biz de tavsiye ustune gittik zaten. Onu her zaman dolu ve kuyrukta beklemeden bunlarin tadina bakmak mumkun degil. Sicak servis ediliyor, ve hamuru ile baska yerlerde satilanlardan ayriliyor. Yoksa Portekiz'de bunlardan her yerde bulabilirsini.. Pasteis de Nata da cok benziyor burada satilana ama onun hamuru milfoy gibi.. Bu daha ince ve citir katmanlara sahip, ben begendim ama onunde 1 saat kuyrukta beklemeye de degmez belirteyim :)



Belem de gorulmesi gereken iki onemli eser var: biri Belem kulesi (savunma amaciyla yapilmis Manuelin mimari yapisina-ki bu da sadece Portekiz'e has bir akim- sahip, Portekizli kasif Vasco de Gama anisina yapilmis, UNESCO dunya mirasi listesinde) ve Jeronimos manastiri var. Manuelin mimarisinin en etkileyici orneklerinden biri. Kilisenin disinda mutlaka manastira da girin, cok sakin ve hos bir havasi vardi.


Lizbon'daki ikinci gunumuzde de Sintra'ya gittik trenle. Bu da yaklasik 30 dakika suren bir yolculuktu. Sintra merkeze kadar gidiyor tren. Kucucuk ama cok tatli bir kasaba Sintra. Biz gittigimizde maalesef hava cok guzel degildi, ve deli gibi sis vardi. bir metre bile degildi gorus mesafesi zaman zaman. Normalde cok hos manzarasi olan, tepelik bir alan. Bize kismet olmadi ama o halini bile gormek guzeldi. Baslica gorulmesi gereken yerler: sehir merkezindeki Sintra sehir sarayi, Pena sarayi ve Endulus kalesi.. Belediye binasi da gormeye alisik olduklarimizdan farkliydi. Hatta pazartesi sabahi bando takimiyla yapilan torene denk geldik biz. Pena sarayi inanilmaz etkileyici ve buyuktu. Biz hata edip saraya ve kaleye kadar yuruduk. Ama dusundugumuzden cok daha uzundu yol ve hemen hepsi tirmanis seklinde gecti. Gerci yesillikler icinde sislerin arasinda hos bir yuruyus oldu ama daha kolayi var: ring yapan otobusle ulasim elbette cok daha cabuk ve rahat :) Mutlaka Pena sarayini gorun derim ben. Endulus Kalesi de cok ilgincti, bence gorulmeli. Zaten Pena ile ikisi birbirine cok yakin. Bunun disinda sehirdeki kucuk dukkanlardan alisveris yapip, etrafi dolasabilirsiniz..


Lizbon'dan sonraki duragimiz Leiria sehriydi.. Aslinda turistik olarak cok ilginc olmayan kucuk bir sehir Leiria. Ama benim konferansim orada oldugu icin, bes gun orada kaldik ve lokal restoranlarda cok hos Portekiz mutfagini tanima sansimiz oldu. Ama pek fotograf cekmedim yemekler esnasinda.


Son duragimiz Porto idi. Iste benim en cok sevdigim yer de burasi oldu. Zaten sehir merkezindeki ilk intiba cok onemli benim icin. Kendimi zamanda yolculuk etmisim gibi hissetmeme sebep oldugu icin cok etkilendim. Porto'nun en onemli ozelligi Porto sarabi. Zaten butun sehir de bunun ustune kurulu. Ortasindan gecen bir nehir, bir kenarinda eski sehir, diger kenarinda uzumu sarap haline getiren yerler, mahzenler.. Nehir basli baslina yeter zaten bir sehre ruh vermek icin ama sehrin iki yakasini birlestiren kopruleri, tarihi sandallari, dik kiyilari, Ekim ayinda bile 30 derecelik sicagi ile bambaska guzeldi benim icin. Porto'nun sehir merkezini karis karis arsinladik biz.. Her sokagina girdik, merdivenlerinden sehrin tepelerinden nehir kiyisina indik, okyanus ruzgarini yedik, koprulerinin ustunden sehri seyrettik..


Kesinlikle yeniden gidilecek, sehre doyulmadan gelinmeyecek..



Salı, Ekim 13, 2009

bir bavuldan otekine..


Eylul'un basindan beri yaptigim budur sakin okuyucu.. Bir bavulu acacak kadar vakit dolduktan sonra baska bir bavulla yollara koyulmaya devam ettim.. Once Kanada, sonra Istanbul, en son da gecen hafta Portekiz seyahatinden sonra uzunca bir sure Belcika'da ikamet etmek uzere geri dondum :)

Portekiz'e bayildim.. En guneyden Faro'dan baslayarak, Lizbon ve Leiria sehirlerinden sonra kuzeyde Porto'dan ayrildik ulkeden.. 30 derecenin ustundeki hava sicakligi, yardimsever ve guleryuzlu insanlari, muthis yemekleri ve tatlilari ile super bir 10 gun gecirdik. Tabi sadece gezi amaciyla gitmemistik; konferans bahane oldu ama kesinlikle cok iyi oldu. Portekiz gezisini ayrintilari ile yazacagim yakinda..

Bu sadece merak edenler icin "yuvama dondum" notu..

Çarşamba, Eylül 16, 2009

Bademli Kurabiye


Montreal'de evinde kaldigimiz sevgili arkadasimdan ogrendigim bir tarif bu.. zaten fotograflar da onun yaptigi, benim de afiyetle yediklerime ait :) Turkiye'de sekersiz badem ezmesi bulmak zor olabilir, onun yerine sekersiz fistik ezmesi ile yapmak mumkun.. Ya da Fiskobirlik'in findik ezmesini kullanip seker miktarini azaltabilirsiniz.. Ya da kendiniz evde yapabilirsiniz.. Ingilizcesi "almond butter" olarak geciyor, evde nasil yapabileceginize suradan bakabilirsiniz, ya da biraz daha arastirip sadece badem kullanarak badem ezmesi yapmayi da ogrenebilirsiniz.. Kurabiyelerin tadi enfesti.. Olculer Amerikan olculeri olarak verildigi icin, bizim olculere uyarlamak biraz zor oldu, o yuzden malzemeler kismi biraz detayli. Orjinal tarifte seker miktari cok cok daha fazlaydi ama bu miktarlarla yeterince tatliydi. Eger fistik ezmesi kullanacaksaniz belki bir miktar (50 ml gibi) seker arttirilabilir. Keyfinize kalmis..

Malzemeler
110 gr tereyagi
1 cay bardagi esmer seker (100 ml)
Yarim cay bardagi beyaz seker (50 ml)
1 yumurta
2 su bardagindan bir parmak eksik un
125 ml (yarim su bardagindan biraz fazla) sekersiz badem ezmesi
1 cay kasigi karbonat

ustleri icin yaklasik 20 adet butun badem (fistik ezmesine fistik, findik ezmesine findik, vs.)

Yapilisi
Tereyagi iki tur sekerle iyice cirpilir. Mikserde en az 5-6 dakika sekerle tereyagi iyice butunlesene kadar cirpilmasi gerekiyor. Kitchenaid'i olanlar bu asamada sansli :)

1 yumurta eklenir ve cirpilir. Sonrasinda badem ezmesi hamura katilir, karistirilir. En son karbonat ve un eklenerek hamur son haline getirilir. Kati olmayan ama ele de yapismayan bir kivamda olmali. Eger kasikla ya da dondurma kasigi ile sekillendirirseniz ayni buyuklukte kurabiyeleriniz olur. Bir de biraz yassi sekilde olsunlar ki cok kabarmasinlar. Ince kitir cok daha guzel oluyor. En son ustlerine de bademleri iyice bastirin.

Findik aromali kahvenin yanina bir tane de benden taraf yemeyi unutmayin..

Number of online users in last 3 minutes
Locations of visitors to this page