Cumartesi, Kasım 15, 2008

Heidelberg

Evet artik baslayalim Heidelberg gezimize.. Once soyleyeyim kapinin arkasinda birsey yok cunku fotograf sehrin icinden cekilmis, kapinin arkasinda kopru var :)


Ustteki iki fotograf eski kopruden gece cektigimiz iki guzellik.. Biri muthis guzel Heidelberg kalesi, digeri de pahali otellerin oldugu meydan ve kopru ustundeki heykel.. Kale uzun suren bir hikayenin sonucu.. O yuzden icinde her turlu mimari donemi barindiriyor.. Yanlis hatirlamiyorsam barok, ronesans ve gotik bunlardan birkaciydi. Benim bugune kadar gezdigim en buyuk kaleydi.. Ama Avrupa'daki en buyuk degil, sanirim Prag kalesi korunmus en buyuk kale, hem de UNESCO dunya mirasi..


Neyse Heidelberg kalesi de sehrin en onemli mimari eseri diyebiliriz.. Oldukca gorkemli, sehre hakim bir noktada.. Isterseniz teleferikle de kaleye cikmak mumkun ama yuruyus yolu oldukca kisa (ve tabi epey dik).. 300-400 m kadar toplamda.. Az biraz yorucu olsa da cok da problem olmadi bizim icin.. Kaleye giris tabi ki ucretli.. Ogrenci 1.5, tam 3 euro.. Isterseniz rehberli tur da alabiliyorsunuz ama benim gitmeden once okudugum bilgilere gore tur cok da farkli degilmis sizin normalde gezebileceginizden, pek onerilmiyordu o yuzden biz kendimiz gezmeyi tercih ettik.. Kalenin icinde bir tane devasa sarap ficisi var.. 228.000 litre sarap alabiliyormus. Tabi artik sadece gostermelik... Zaten kullanimda iken de hicbir zaman tam doldurulmamis :) Heidelberg'in oldugu bu bolge beyaz saraplari ile unlu.. Hatta dikkatimizi bir de buz sarabi cekti.. Uzumler hava -7 derecenin altina indikten sonra toplaniyormus ve sarap oyle yapiliyormus ama oldukca pahaliydi 35 cl 38 euro idi.. bu ficinin bulundugu yerdeki cafede gorduk, sehirden daha ucuza buluruz diye dusunduk ama baska hicbir yerde de raslamadik, aklinizda olsun..


Kalenin icinde sadece fici yok tabi, bir de eczacilik muzesi var.. Oldukca ilgincti.. Kalenin bir de bahceleri var, enfes manzaralara sahip, mutlaka fotograf cekmek icin ugrayin derim ben..
Bir de sonbahar bu sehirde enfesti.. her yerde sari yapraklar..



Biz sehri yuruyerek gezdik epey buyuk olmasina ragmen. Filozof yolu diye adlandirilan tepeye cikan yolu da sonuna kadar yuruduk hatta onunla yetinmeyip tepenin en uc noktasina kadar tirmanip Naziler tarafindan zorunlu iscilikle yaptirilan acik hava tiyatrosunu gorduk. Orman icinde manzarali yuruyus hem zorlu hem cok zevkliydi. Sehrin motor sesinden uzakta olmak, sadece yapraklarin hisirtisi icinde yurumek ruhumu dinlendirdi..



Sehrin dar sokaklarindan ve cikoata dukkanlarindan manzaralar..




4 yorum:

Berceste dedi ki...

Cambridge'in kardes sehri :) Pek cok bioinformatic firmasinin da merkezi orada.

milvus75 dedi ki...

Merhaba Evren,

Bahsettiğin şarabı Kanada'da "Ice Wine" olarak satıyorlar. Lezzetli, içimi yumuşak, tatlı bir şaraptı. Yapımı zahmetli olduğundan fiyatı da pek tuzlu. Paris'de bulabiliyormuşsun diye duydum.

Sevgiler,
Hilal

Barış AVAR dedi ki...

Ailemin ne diye bu şehirden taşınıp Türkiye'ye döndüklerini anlamamışımdır.. :)

Nihal dedi ki...

Cengiz Aytmatov'un Dağlar Devrildiğinde romanında Heidelberg geçiyor.Şu anda onu okuyorum da.Yazınızı görünce şaşırdım hem de hoşuma gitti cidden romantik bir yermiş demek.Yazara pek inanasım gelmemiş demek ki..