cesni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cesni etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ağustos 25, 2009

Otlu Tereyagi

Haftasonu iftara gelen misafirlerim icin evde pide yapmistim. Onun yaninda atistirmak icin neler yapilabilir diye bakinirken, boyle bir fikir geldi aklima.. Sicacik pidenin yanina, ya da firinda pisirilmis balik ustune ya da sabah kahvaltilarina beyaz peynirle cok guzel olur diye dusunuyorum..

Otlu Tereyagi

150 gr tereyagi
1/2 cay kasigi tuz
1 tatli kasigi pul biber
1 yemek kasigi kiyilmis dereotu
1 yemek kasigi kiyilmis maydanoz
1 tatli kasigi ince kiyilmis taze sogan
Yarim limon kabugu (ince rendelenmis)

Oda sicakligindaki tereyaginin icine diger tum malzemeler eklenir, catalla karistirilir. Pisirme (yagli) kagidina sarilip rulo yapilir. Buzdolabinda katilasana kadar bekleyip, bicakla dilimlenir.

Afiyet olsun.

Pazartesi, Ekim 22, 2007

Kanepelerden baslayalım..

Kanepe tamamen hayal gucumuze bagli oldugu icin benim yapmaktan cok zevk aldigim bir aperatıf turu.. Bu sefer menude hic deniz urunu olmadigi icin somonlu kanepeler yapmaya karar verdim. Yanlarina da sik gorunmeleri icin peynirli kanepelerden ekledim..

Gelelim nasil yaptigima..

Somonlu Kanepeler
Her bir sandvic ekmegi (pastenelerde satilan hafif tatlimsi sandvic ekmekleri bu is icin ideal) ortadan ikiye kesilir. Kasigin arkasi ya da bicakla ince bir mayonez tabakasi surulur. Dilimlenmis sogan halkalarindan birkac tane yerlestirdikten sonra bir dilim fume somon ekmegin ustunu kaplayacak sekilde koyulur. Onun ustune arzu ettiginiz yesilliklerden bir demet yapilir salatalik ve kiraz domatesle suslenir. Somonun bir kosesine koyabileceginiz ince bir limon dilimi de renk katacaktir. En son butunlugu tamamlamak uzere de kuru dereotu serpilir.

Peynirli Kanepeler
Ekmekler gene ortadan ikiye kesildikten sonra, pasta susleme torbamizin icine koydugumuz krem peyniri (ben Philedelphia krem peyniri kullandim) istedigimiz sekilde ekmegin ustune sikariz. Sonrasinda yarim dilim salatalik, yarim kiraz domates ve birkac dereotu ile susleriz. Hashas tohumu ile en son suslemeyi yapabiliriz. Hashas tohumu yerine kirmizi biber ya da kekik kullanabilirsiniz. Belcikalilar peynirli kanepe ustune frenk uzumunu de oldukca cok tercih ediyorlar. Artik hayal gucu sizin, kanepeler sizin..



Afiyet olsun..

Pazar, Ekim 21, 2007

Bir Menu


Cumartesi gunu esimin calistigi enstituden hocasi ve arkadaslarini bize davet etmistik. Iclerinde 2 ispanyol, bir italyan, bir rus ve de bir turk misafirimiz vardi. Herkesin sevecegi damak tadina uygun birseyler yapmaya, Turk mutfagindan da birkac ornek hazirlamaya calistim.

Menumuz soyleydi:

Yesil mercimekli salata
Rus salatasi
Mercimek koftesi
Ev yapimi manti
Talas boregi
Korili tavuklu kis
Ispanakli Rulo
Tatli olarak da Ahududulu yaspasta


Somonlu ve krem peynirli kanepeler (bunlari cok begendiler, sadece lezzet acisindan degil, gorsel olarak da bir sanat sozkonusu diyerek beni utandirdilar dogrusu)


Suslu yumurtalar (bunlardan daha once yapmistim bir yemek etkinliginde ama orada her biri farkli suslendigi icin simetrik bir gorsellik yoktu. Sade ama guzel bir dizayn olduguna inaniyorum ben dun yaptiklariminin)


Daha once vermedigim kanepe ve ispanakli rulo tariflerini yakinda burada okuyabilirsiniz..

Perşembe, Ekim 11, 2007

Ne olacak Belcika'nin hali?

Zaman zaman Turk kanallarindaki haberlerde de rasliyorum, Belcika ile ilgili gelismelere. Hatta gecen yayin doneminde TRT1de yayinlanan Banu Avar'in "Sinirlar Arasinda" adli programinda da konu edilmisti Belcika. Ilk bolumunu suradan izleyebilirsiniz siz de.. Butun Avrupa'nin merakla bekledigi bir konu: Belcika kendi icinden yeni ulkeler cikaracak mi?

Belki bazilariniz biliyordur: Belcika'da uc dil konusuluyor; Flamanca, Fransica ve Almanca. Almanca konusanlar politik bir bolge olusturmuyor sadece dilsel bir bolge olusturmus durumdalar. Flamanlar ve Walonlarin (fransizca konusanlarin) ise kendilerine ait devletleri, meclisleri, partileri var. Bu ikisi disinda bir de bagimsiz olan kucucuk bir Bruksel var.. 1 milyon nufusuyla kendi kendine yetemeyen ama diger iki gruba da dahil edilemiyen bir Bruksel..

2 senedir burada yasiyorum ve olan bitenleri zaman zaman televizyondan, zaman zaman yazili medyadan, flamanca kursumdan ve cevremdeki arkadaslarimdan ogrenmeye daha iyi anlamaya calisiyorum. Gelin sizinle de biraz Belcika uzerine konusalim: 1830 yilinda tamamen politik amaclarla kurulmus tampon bir ulke burasi. O zamanlar Hollanda Kralligina bagli olan Belcikada Fransiz asilerin Fransaya baglanmak icin cikardigi ayaklanma ile millet birbirine girer. Bunun ustune dis kuvvetler mudahale eder ve burada kendi basina bir krallik kurar ve basina da Ingiliz kraliyetine bagli bir Alman prens atar, ki bu Belcika'nin ilk krali oluyor: Leopold I. Kendisi olurken de ogluna; "Bu ulkenin yasamak icin hicbir nedeni yok" demisligi vardir. Ama nasil oluyorsa 177 senedir Avrupa'nin merkezinde yasamaya devam ediyor. Aslinda irk olarak "Belcikali" diye bir terim yok, hala da yok. Insanlar kendilerini Flaman ya da Walon olarak nitelendiriyorlar. Ve aradaki ucurum da oldukca buyuk. Farkli kulturlere farkli dillere sahip iki millet bu.. Gecmiste Walon ustunlugunun surdugu bu topraklarda simdi Flamanlar zengin sirketlere sahipler. Madenciligin en cok parayi getirdigi zamanlarda madenlere sahip Walonlar, zenginlikleri ile Flamanlari ezip, onlara kotu muamelede bulunduklari, mesela Bruksel'de dogan tum cocuklarin Fransizca kayit edilmelerini istedikleri, mahkemelerde flamanca yasaklandigi icin (tabi bunlar cok gecmiste oluyor, simdi Bruksel iki resmi dile sahip), Flamanlar da bunlarin intikamini aliyor bir nevi.. Issizlikle (%20 Walonlarda, %8 flamanlarda) basedemeyen Walonlar, Flamanlarin odedikleri vergilerle issizlik parasi ile gecinmeyi basarirken, Flamanlar bundan kurtulabilmek icin bagimsiz bir Flamanya hayali pesinden kosuyor. Sadece Avrupa Birliginin degil ayni zamanda NATO'nun da merkezi olan Bruksel bugunlerde ayrilikci hareketleri konusuyor. Yapay olarak biraraya getirilmis iki millet simdi menfaatleri cakistigi icin neredeyse 120 gundur hukumet kuramiyor. Ikinci kez hukumeti kurma gorevini verdigi Flaman partilerinden birinin basindaki Leterme bu sefer de hukumeti kuramazsa siyasi hayatinin sonuna gelmis olacak deniliyor. Isin ilginc yani da ayni kisinin secimlerden once verdigi demecte Belcikanin tarihin bir kazasi oldugunu; belcikayi olusturan milletler arasinda kral, futbol takimi ve bira ortakligi kaldigini soyluyor. Su anda eger ayrilmiyorlarsa en buyuk problemi Bruksel olustuyor aslinda. Cogunlugunun Fransizca konustugu Bruksel, cografi anlaminda Flaman topraklari icinde kaliyor cunku.

Gecen sene walon kanallarindan biri, haberlerine kralin kactigi, flamanlarin bagimsizlik ilan ettigi, havaalanin trafige kapatildigi, NATO'nun alarma gectigi haberleri ile ulke genel bir panik havasina burunmustu. Bizim dil kursunu arayip hatta "Biz walon kisminda oturuyoruz, bundan sonra kursa gelemeyecek miyiz?" diye sormuslar. Haberin altinda "Bu bir kurgu haberdir" diye yazmasina karsin, habere inananlarin bu kadar cok olmasi, ayrilmanin ne kadar akla yatkin oldugunu da gosteriyor bence..

Isler cok karisik yani..

fotograf kaynak

Pazar, Eylül 23, 2007

Arabasiz bir sehir..


Tamam anlasildi.. Bir onceki postu begenmediniz.. :) O zaman ben de size bugun neler yaptigimizdan bahsedeyim biraz..

Bugun Bruksel'de araba ile dolasmak yasakti. Evet, yanlis okumadiniz.. Araba ile sehrin sadece disina kadar gelip, sonrasinda bisiklet, at, paten gibi bir aracla yolculuga devam edebiliyorsunuz. Yurumek serbest tabi.. Bir de toplu tasima araclari calisiyor, hem de ucretsiz..

Normalde arabalarin vizir vizir isledigi caddelerde bisikletlerimizle tur attik. Bruksel'i bastan sona gezdik. Hic gitmedigim meydanlara gittik, gormedigim bilmedigim tarihi yapilari gordum. Ve farkettim ki benim Bruksel'i daha yakindan tanima zamanim gelmis.. Toplamda 20 km yapmisiz. Yemyesil parklarda dinlendik, temiz havayi icimize cektik. Bisikletin tadini cikardik yazdan kalma bu guzel eylul gununde..


Cuma, Ağustos 31, 2007

Bu haftasonu yokum!


Gezmeye doyamayan bir aile olarak bu haftasonu gene gezmelere gidiyoruz. Esimin dogdugu yer olan Almanya'nin minicik bir kentine, Bochum'u gormeye gidiyoruz. Esimin dogdugu hastaneyi, kosusturdugu sokaklari, gezdigi parklari, ilk kez yurudugu, guldugu, konustugu, ayakta durdugu evini, hatirlamadigi daha nice anisinin gectigi bir sehre gidiyoruz.. 4 yasindayken Yalova'ya donmeye karar verdikleri icin cok birsey yok hafizasinda kaldiklari eve, yasadiklari cevreye ait.. Ama dun daha haritaya bakarken bile anlatmaya baslamisti.. "Burasi benim gezdigim parkmis, soyleymis, boyleymis.." diye.. Bakalim gidince daha neler hatirlayacak..

Tabi gitmisken o cevreyi de gormeden gelmek olmaz diye, biz bu gezimizi iki gune cikardik. Nasil olsa kaplumbaga gibiyiz, aliriz cadirimizi yanimiza.. Bati Avrupa'nin her yerinde kamp alani bulmak nasilsa oldukca kolay.. Sadece uyumak icin de bir suru para vermemis oluruz hem. Bu gidisimizde once Bochum, sonra Essen sonra da Duisburg'a gecmeyi uygun gorduk. Haftaya fotograflarla burdayim..

Pazartesi, Ağustos 13, 2007

Antwerp'de bir konser

Cuma aksami Antwerp'de arkadaslarimiz tarafindan davet edildigimiz bir konsere gittik ve Turkce olmayan muzigi dinlemeyi bile sevmeyen benim icin bile gittigim en guzel konserlerden biriydi, yerimizde duramadik.

Konser Antwerpen Gipsy Ska Orkestra tarafindan ucretsiz olarak verilen bir konserdi.. Sahne superdi. Acik hava tiyatrosunu dusunun, sahne asagida, oturmak icin ayrilan yerler yarim daire seklinde yukseliyor.. Sahne ile oturma platformlari arasinda minik bir havuz var, fiskiyelerle sular fiskirtiliyor. Gercekten cok hostu..


Mekanin guzelliginin yaninda calan grup da cok hostu. Ska ve cingene muziklerini karistirmislar, bazi sarkilari yeniden yorumluyorlar. Bunlar arasinda Turkce soyledikleri "Artik Sevmeyecegim" de vardi.. Hatta Leylim Ley in muzigini bile kullanmislardi.. Kill Bill'de benim cok cok sevdigim "My baby shot me down - Bang Bang" isimli sarkiyi da yeniden yorumladilar.. Danslari da superdi.. Gercekten inanilmaz bir aksam oldu.. Belcika'daki arkadaslar icin yazmak istedim, denk gelirseniz kacirmayin..


Fotograflar flickr.com'dan..

Perşembe, Temmuz 12, 2007

Yeni ogrendim


Yaprak Dokumu dizisinde ilk kez duydum, hosuma gitti..

Unutmamak icin not aliyorum buraya :)

Sarimsagi gelin etmisler, kokusu 40 gun cikmamis..


Bundan sonraki postun konusu: Burcu'nun baslattigi oyuna katilim olacaktir efendim..

Salı, Temmuz 03, 2007

Turkiye tatili..


Ne zaman izine Turkiye'ye gitsek zaman nasil akiyor, gunler nasil geciyor anlamiyorum. Donus huznunun ustune bir de yalnizlik eklendi simdi. Esim geldigimiz gunun ertesi gununde konferans icin Fransa'nin Lyon sehrine uctu. Bana gene bir haftalik bir yalnizlik kaldi.. Gerci halimden sikayetci degilim.. Televizyon seyrediyorum, birikmis ev islerini hallediyorum, kitap okuyorum.. Ama gene de Tolgacim olmadan ev cok sessiz..

Turkiye tatilimiz sicak havalarin disinda oldukca guzeldi. Ailemle hasret gidermenin, sevdiklerimle birarada olmanin dayanilmaz keyfini yasadim 24 gun boyunca. Cesme'deki konferansimin da iyi gecmesi, uzun zamandir gormedigim master ve Istanbul'da birlikte calistigim hocalarimi gormek bana cok iyi geldi. Eskileri konustuk, gelecekten bahsettik.. Oldukca hos vakit gecirdik. Tabi masmavi deniz de butun bunlarin disinda denizi ozlemis ruhuma iyi geldi.


Daha once bahsetmistim; epey sanatsal bir gezi benim icin oldu bir yandan da. Annemin tamamladigi yeni eserlerinin karsisina oturup izledim, doyamadim. Ne kadar becerikli, hunerli elleri varmis annemin. Bir insan bu kadar mi azimli olur, bu kadar mi elini attigi herseyi becerir? Cok takdir ediyorum annemi, cook.. Bahsettigim gibi bu azmini takdir edip, onun icin de bir blog kurdum gelir gelmez. Yapilan isi takdir etmek, bence insani son derece motive eden bir sey.. Evde bos bos oturup, zamanini gunlerde harcayan ev hanimlarina ben cok kiziyorum. Mutlaka bir ugras bulmali, yaratici olmali. Yoksa nasil gecer koca bir hayat anlamiyorum..


Annem disinda bu gezide beni en cok mutlu eden ablamin "Duduklude Kiymali Bamya" eseri ile sahneye ilk cikisi oldu. Oyunun sonunda herkesin ayakta deliler gibi alkislamasi benim icin cok duygusal anlardi. Uzun zamandir hic bu kadar sevdigim biri icin gururlanmamistim, hic bu kadar ayaklarim yerden kesilmemisti. Kimbilir ablam icin ne denli sevinc ve gurur verici anlardi. Kucuklugunden beri hayal ettigi bir arzuyu gerceklestirmek buyuk basari.. Buyuk onur benim icin. Bana bu guzel geceyi yasattigi icin ona bir kez daha cok cok tesekkur ediyorum buradan da.


Tabi annem ve ablam disinda, sevgili babami ve abimi (ablamin esini) gormekten de buyuk keyif aldim. Her konuda yaptigimiz sohbetler, derin muhabbetleri beni eski gunlere goturdu. Istanbul'un bu sicagina ve icinden cikilmaz trafigine dayandiklari icin onlara karsim saygim birkez daha artti. Evden disari cikasim gelmedi bu sefer benim, sanirim hem sicaktan hem yogun trafikten. Babami hic degismemis buldum, sanki yaslanmiyor, geriye sayiyor yillar..

Bu arada Cesme'ye yakin Alacati'ya hayran kaldim, bir aksam birseyler icmek icin ugradigimiz bu guzel mekan oylesine guzel korunmus ki insan inanamiyor.. Yolunuz duserse ugrayin mutlaka..

Bir de Florya'daki By Ivan Pastanesinin kendilerine has cilekli beyaz cikolatali pastalarini denemenizi oneririm, pisman olmayacaksiniz :) Suadiye'de de subeleri var; hatta eve kadar getiriyorlar, telefonla da siparis verebilirsiniz.


NOT: Bu arada yazmayi unutmusum; cok tatli minis bir kizimiz dunyaya gelmis ben buralarda yokken. O kadar tatli, o kadar guzel birsey ki anlatamam. Hani bebekler ilk dogduklarinda cirkin olurlar ya, bu cok guzel. Acayip birsey, bir bakisi var sanki herseyi goruyor, anliyor.. Kizimizin adi da EKIN oldu, ozledim dogrusu simdiden.

Sevgili arkadaslarimiz Sezin ve Ozkan'a omur boyu minisleri ile birlikte mutluluk ve saglik dolu gunler diliyorum.

Pazartesi, Temmuz 02, 2007

sade bir merhaba..

(annemin eserlerinden biri)

Evet yeniden Belcika sinirlarindan yaziyorum sizlere..

24 gundur hicbir sey yazamadim ama guzel anilar, anlar biriktirdim heybemde.. Annemin kendi marifetli elleri ile yaptigi sanat eserlerini, ablamin tiyatro sahnelerinin yeni kralicesi olarak aldigi alkislari paylasmak uzere geri dondum..

Bu arada annemin eserlerini sizlerle paylasmak icin sadece anneme ozel bir blog actim.. Ismi "Annemin Kinali Elleri".. Umarim arada o sayfaya da goz gezdirirsiniz. Tam bir azim ve mutluluk ornegidir annemin hayati benim icin..

Bugun sadece bir "Merhaba" demek istedim.. En yakin zamanda detaylarla burdayim..

Pazartesi, Mayıs 14, 2007

Komik bir yarismadan..

Daha once soz verdigim uzere bademli elmali turtanin tarifini hemen bu aksam ekleyecegim ama once su eurovizyon yarismasi hakkinda birkac sey soylemeliyim..

(Ingiltere)

Sevgili Omer ve Gulsah arkadaslarimiz bizleri evlerine davet etmislerdi yarismayi birlikte izlemek icin, kalabalik oldugumuz icin oldukca heyecanli ve renkli gecti bizim yarisma seyredisimiz. Ama yarisma icinde bence hic de adil olmayan seyler oluyor. En once Turkiye'nin haksiz oylarindan bahsedelim derim ben baskalarini elestirmeden once. Turkiye'ye tam puan veren ulkeler Almanya, Fransa, Belcika, Hollanda ve Ingiltere.. Sasirdik mi? Hayir! Neden? Cunku hepsi de turk gurbetcilerinin yogun yasadigi ulkeler.. Kenan Dogulu degil de "Cikita muz" sarkisini soyleyen ciksa, ki adini su an unutmus bulunuyorum, 12 degilse bile 10 alir miydik alirdik.. Bu da herkesce biliniyor mu? biliniyor.. yani surpriz mi degil.. Ben Kenan Dogulu'ya karsi degilim, hatta bence sesini en guzel kullanan sarkicilardan birisi, bunu da gosterdi ama sarki cok guzel degildi bence, cok siradandi ve ilk dinlendiginde insani vuran bir sarki degildi bence.. ozellikle aradaki sozlu kisimlar (muziksiz) beni cok rahatsiz etti yoksa nakarat kismi oldukca haraketli.. Bugun haftasonu gelen bir maili okudum bu arada, onu da paylasayim, turk-belcika yahoo mail grubuna gelmisti mail.. Iste Kenan Dogulu'nun ingilizce soylemesini elestirelim, turkiyeden katilan herkes mutlaka turkce soylemeli, bunun icin protesto edelim ve oy vermeyelim gorsun trt de tarzinda bir mail gelmisti.. sastim kaldim.. :) Sonucta illa turkce ya da ingilizce soyleyelim diye birsey yok ki.. Guzel, etkileyici ve carpici bir sarki ile katilmak lazim ki eurovizyon da yalan oldu zaten su puanlamalardan sonra..

(Fransa)

Guney kibris'in yunanistan'a 12 puan vermesi gecen seneki gibi neden salonda yuhalamalara neden oldu? Cunku oyle olmasi artik kimseyi sasirtmiyor bilhakis sarkiya degil ulkeye oy verilmis olmasina tepki gosteriliyor. Bunun yanisira butun herkes kendi komsularini kayirdi mi? Evet.. hatta biz bile.. 12 puani Ermenistan'a verdik hem de hic guzel olmayan caputlu gosterisi olan bir sarkiya.. Butun balkan ulkeleri kendi ulkerine, iyi gecindikleri ortak bir baglari olan ulkelere verirken en yuksek puanlarini bir biz Ermenistan'a verdik, bir de Bosna-Hersek gidip sirbistan'a verdi.. Yok artik! Ama oyleydi.. Finlandiya'nin guzelim "Leave me alone" arada kaynadi mi? evet kaynadi.. Ingiltere'nin British Airways reklamina donen, sadece "flying" kelimesini hatirladigim sarkisi da ayrica gecenin kotu en kotu sarki ve performanslarindan biriydi bence.. Bence ilk beste olmasi gerekenler Fransa, Romanya, Yunanistan, Belarus ve Finlandiya idi (sarki + performans guzelligi acisindan).. Ben fransa'nin solistlerine hasta oldum.. Ikisi de cok sekerdi. Birisinin saclarinin taramasi, yuz mimikleri digerinin yani keltos olanin hareketleri cok komik ve eglenceli idi.. Romanya'nin da 6 dilde soylemesi sarkiyi cok guzeldi ozellikle eurovizyon mantigi (ki varsa boyle bir mantik) acisindan tatmin edici idi bence. Belarus'lu solistin sesi cok guzeldi bence. Finlandiya'yi ise hic soylemiyorum, bundan sonra tum sarkilarini indirip dinlemeyi dusunuyorum kizin, yani Hanna'nin.. Gurculer de fena degildi bence.. Peki hangisi ilk besteydi?? Hicbiri.. Birinci olan sarki guzel miydi peki? Hala sarkiya kanim isinmis degil, birkac defa dinledim belki dinledikce guzellesiyordur diye ama hala bir kipirdanma yok icimde. Solistleri lezbiyenmis degilmis bence cok da onemli degil.. Ama sesi guzeldi, izlemeden seyredince daha cok seviyorum :)

(Ukrayna)

Neyse benim izlenimler boyleydi siz neler diyorsunuz?

Çarşamba, Nisan 04, 2007

Son modellemeler

Tamamen kendim icin yaptigim hicbir ozel alet kullanmadan yaptigim modellemeler bunlar.. el aliskanligi icin.. o yuzden renklendirmeden kullaniyorum marzipani.. kesinlikle lezzet acisindan cok daha tatminkar.. bu arada gozler icin karabiber taneleri kullaniyorum.. Hem basit hem cok zaman almayan hayvan modellemeleri.. umarim begenir ve denersiniz..

Kullandigim aletler sadece kesme tahtasi, bicak ve kurdan..

Salı, Ocak 30, 2007

Baslik yok bu sefer.. Zaten konu da yok :)


1- Istanbul'u cok ozledim.. Bogazda gemi ile Anadolu Kavagina gitmek, Kanlica'da pudra sekeri ile yogurt yemek ve herhangi bir yerde sebzeli bodrum doneri yemek istiyorum.. Ayrica sampiyonda midye tava da hic fena olmaz derim..

2- Hicbir seye yetismeden rahat rahat nefes almak istiyorum.. Cok daraldim bu ara.. Sinavim var persembe gunu ve hala deliler gibi calisiyorum..

3- Flamanca sinavimdan gecmisim, bu kur da atlattik ama sanirim dorduncu kurda kesin kalacagim.. 2 haftaya basliyor yeniden seruven..

4- Tirmanistan cok zevk aliyorum, super bir adrenalin.. insanin surekli duvara tirmanasi gelir mi? geliyor walla.. tolgaya tirmanis ayakkabisi ve kemeri aldik, ben de dusunuyorum ama henuz net kararimi vermedim, bu is de patene donsun istemiyorum..

5- yeni hedef buz pateni :) ama henuz cesaret edebilmis degilim, denemeye deger..

6- Sinavdan sonra da rahatlayamayacak olmak cok sikici, pazartesiye yetistirmem gereken bir makale ve sifirdan yazilacak 22 subata hazir olmasi gereken baska bir makale ustunde calismam gerekecek :(

7- daha once bahsettim mi bilmiyorum, ben makina muhendisiyim ama asil alanim uretim muhendisligi hatta simdilerde laser ile prototipleme uzerine calisiyorum. yani toz malzemeden uc boyutlu parca uretiyoruz, laserle toz metali eriterek. zevkli birsey aslinda.. deneylerime baslamam lazim gec bile kaldim ama zaman yok :(

8- Avrupa komisyonu projelerinden birine oneri gonderecegiz ispanyadan, almanyadan belcikadan baska ortaklarla.. bizim okuldaki proje sorumlusu ben oldum, haftaya ilk internasyonel proje toplantima katilacagim mutluyum :) gerci daha once sabanci universitesinde de proje sorumlusu olarak calistim ama bu baska.. daha bir heyecanliyim nedense.. insallah altindan kalkariz basari ile..

9- Daha once yazdigim yemek etkinligi/kursunun 3.ayagi subat ortasinda olacak, belcikada yasayan ve gelmek isteyen olursa bana bir mail atin, bu sefer yerimiz doldu ama bir dahaki icin simdiden yerinizi ayirmis olmus olursunuz, dorduncu insallah martta olacak bu sefer arayi acmamayi dusunuyorum. 3. konusu "Partiler icin apertifler"..

10- dogumgunu hediyesi olarak arkadaslarimdan biri bana super tatli cesitleri kitabi almis, kitaba resmen asik oldum, super seyler var.. umarim en yakinda sizler de yeni tarifler ogreneceksiniz kitaptan..

Simdilik yazmak istediklerim, hayatimda meydana gelen son gelismeler bunlar.. hepinizi optum..

Cuma, Ocak 19, 2007

Yogun gunler..


Bu ara hersey ustuste calisiyorum.. sadece bir sonraki hedefi zamaninda tamamlamak icin ygrasiyorum, direk plansiz programsiz.. hic de haz etmedigim bir tarzdir aslinda.. mutlaka onumu gormem, herseyi planli sekilde organize etmis olmam lazim.. neyse dun aksam flamanca sinavlarim bitti sonunda.. once yazili sinav vardi, sonrasinda dinleme ve okuma.. dun aksam da son olarak konusma sinavi vardi.. bu kurda kesin kalirim diye bakiyordum ama fena gecmedi dogrusu.. heralde gecebilirim diye dusunuyorum. donem icinde cok zaman ayirmazsan her derse gitmezsen olacagi bu diye kiziyordum kendime.. kalsam bile zaten ayni kura bir daha gidecektim.. zaten bunda kalmasam bile dorduncude kesin kalacagim :) olsun en azindan yazin calisip kisa kadar seviye tesbit sinavi ile gecebilirim dorduncu kuru.. zaten bes ve altiya gitmeyi dusunmuyorum, cunku ogrenecek gramer falan kalmadi. bundan sonrasi bana bagli.. kitap okursam, kendimi gelistirirsem daha iyi bir flamancam olur. Yok yapmazsam, o zaman da oldugum yerde sayarim hatta gerilerim bile bence.. Bir de konusma siniflari varmis dorduncu kurdan sonra, sadece konusmayi gelistirmek icin yapilan, daha az yogun.. onlara katilirim diye dusunuyorum. Bir de ne kadar ilginc degil mi, acayip ucuz burada bizim gittigimiz kurs cok iyi ogretmelerine ragmen. Burada haftada 4 saatten olmak uzere iki donemlik fransizca kursu (ders notlari kitaplar dahil olmak uzere) 90 euro (universite ogrencilerine). yani 6 aylik kurs parasi bu.. Turkiyede cok pahali oldugunu duydum ama net fiyatlardan haberim yok. Flamanca daha pahali ama o da daha yogun. Haftada 6 saat donemi 60 euro, kitaplar haric.. ama tabi gene de coook ucuz.. hazir burdayken bu firsati degerlendirmek lazim. Belki bundan sonra da ortaokuldan kalan yarim almancami gelistirip tam 3 dil ogrenmis olurum..

Neyse cok uzattim gene, bir sonraki postun konusu dil peynirli irmik helvasi.. cok muthis bir tat.. kesinlikle kacirmayin derim ben..

Salı, Ocak 09, 2007

Birbiri ile alakasiz seyler..

(Atina)

Bence akademisyen olmanin cok fazla avanatajlari var.. Tabi zorluklari da inkar edilemez.. Esim de ben de Belcika'da doktora yapiyoruz. Hem Belcika'da oldugumuz icin hem de yaptigimiz islerle ilgili konferans takip ettigimiz, ve yaptiklarimizi sunmak icin konferanslara katildigimiz icin fazlasiyla gezme sansimiz da oluyor.. Bu sene Mart ayinda sezonu acacagiz.. Esimin Atina'da katilacagi konferansin ardindan ben de buradan Atina'ya ucuyorum, sonra 3-4 gun Atina'da zaman gecirecegiz birlikte.. Bu ilk etapta kesinlesen planimiz. Biletlerimizi aldik, cok heyecanlandim.. Her ne kadar Avrupa benim icin en ilginc, en gezilesi bir kita olmasa da yeni yerler kesfetmek, yeni kulturler tanimak gercekten beni cok ceken bir sey.. Her gidilen yerde yenilen yemekler, insanlarin davranislari, sehir planlari o kadar farkli ki.. Insanligin ulastigi bu medeniyet seviyesinin zenginligine hayran olmamak mumkun degil.. Atina da bence ilginc olacak.. Cok merak ettigim Yunan halkini yakindan gozlemlemek de degisik bir tecrube olacaktir eminim ki.. aslinda az cok bize cok benzediklerini biliyorum.. Nedense kurslarda falan karsilastigim Yunanlilarla hep sicak yakin bir iliskim olmustur.. Kan cekiyor sanirim :) sonucta yuzyillarca ayni topraklarda yasamisiz, ortak bir tarih gecmisimiz var..

Atina'nin ardindan da benim Cesme'de bir konferansim var yazin.. Boylece Turkiye tatilimizi de onunla birlestirmeyi dusunuyoruz, iki defa git gel olmasin diye bana.. Tolga ondan once Isvec'e gidecek 3 haftaligina.. Eger benim dersler, buradaki isler izin verirse mutlaka birkac gunlugune de olsa gidip Stokholm'u da gormek istiyorum.. Ne cok sey yapmak istiyorum aslinda.. Haziran'a kadar olan planlar boyle.. Bakalim ondan sonra neler olacak..

(Stockholm)

Bu arada dun aksam yeni bir kursa basladim, haftada 1 saat sadece. Bel bolgesinindeki sirt kaslarini guclendirmek icin egzersizlerin yapildigi bir kurs. Bir nevi fizik terapi.. Benim kucuklugumden beri suregelen bir bel agrim vardir herkes tarafindan bilinen.. O yuzden cok gec olmadan onlem almak lazim diye dusundum.. Malum daha coluk cocuk yapacagiz.. Simdiden kendimize iyi bakalim degil mi? Kurs gercekten guzeldi ama.. 1 saat nasil gecti hic anlamadim. Tamamen bel cevresini zorluyor sadece ama.. Aslinda farkinda olmadan ne denli yanlis oturup, yanlis yatip, yanlis yattigimiz yerden kalktigimizi gosterdi hocamiz.. bir de belli hareketler verdi hergun yapmamiz icin.. Kursun flamanca olmasi da baska bir artisi.. Artik yaptigim veya katildigim etkinliklerin flamanca olmasina dikkat ediyorum, zira gelistirmek icin surekli konusulan yerlerde bulunmak lazim..

(dik oturmak cok onemli, kambur oturmak beli fazlasiyla zorluyor-aklinizda olsun..her zaman kafanizin ustunde bir ip varmis da biri yukari dogru cekiyormus gibi oturun dedi hocamiz..)


Ablamlar cok guzel vakit gecirdik burada.. Gercekten cok ozlemisim. Simdi buyuk bir bosluk oldu tabi. 2 haftadan fazla bir sure hep dort kisiydik, simdi yeniden kadro 2 kisiye dustu :) Guzel yerler gezdik ama havanin soguk olmasi bazen zorladi bizi. Ozellikle berlin cok soguktu. Belcika'ya gelince hava isindi resmen :) Bir de yollar aydinlandi. Almanya'nin otobanlari tamamen karanlik, hic isik yok. tek bir yerde bile yok. Biz de donerken bir kuzenimize ugradigimiz icin cok gec saatte yola ciktik. Korkumdan uyuyamadim, surekli gozum yoldaydi.. Guzelim otobanlarda 80 km/saat ile gelebildik. Uzun farlar bile yetersizdi.. Belcika'ya girdiginizi zaten aydinlanan yolllardan anlamak mumkun.. Zaten ucaktan baktiginizda tum yollari gece gorebiliyorsunuz belcika ustunde.. Ikinci dunya savasindan tazminat olarak yollarin isiklandirilmasinda kullanilan elektrigi almanlardan kazanmislar belcikler.. Sanirim bu durumu acikliyor.. Ama kisa bir sure once suresi dolmus sanirim, simdi kendileri oduyorlar.. Bir de baska ilginc bir nokta da yollarin gece 3ten sonra isiklari kapatiliyor.. Tabi yollarda da o saatten sonra da pek arac olmuyor..

(Berlin duvarindan kalintilar)

Neyse bugun boyle yazayim istedim biraz. Bu aralar yeni seyler deneyemiyorum, zira cok yogunum.. islerimi yetistirmeye calisiyorum.. ama umarim yakin zamanda guzel tariflerle aranizda olurum..

Pazar, Ocak 07, 2007

Yeni yilin ilk gunlerinden..

Son zamanlarda guzel yemekler yaptik evde ama pek goruntulemeye firsat kalmadi.. Daha onceden yapmis oldugum birkac lezzeti paylasmak istiyorum ama bu uzun ayriliktan sonra..

Ilk olarak Mutfak Guncesi'nin guzel tuzlu kuru pastalarindan baslamak istiyorum.. Tek farki ben tereyagi miktarinin yarisi kadar kullandim, oldukca leziz kuru pastalar ortaya cikti.. kesinlikle deneyin diyorum..

Ikinci olarak da burada benim gibi pasta yapmayi cok seven bir arkadasimla beraber yaptigimiz pastayi sizinle paylasayim bakalim begenecek misiniz? Gida boyalari kullanarak, krem santisini renklendirip desenler yaptik ustune..


Bir onceki postta yazdigim gibi sevgili biricik ablam ve esi ozgur abim bizleri ziyaret etmek icin taa turkiyelerden buraya geldiler.. beraber gezdik tozduk.. almanyada yasayan akrabalarimizi, kuzenlerimizi ziyaret ettik.. kuzenimizin sevgili kizi Mihrap'in dugunune katildik.. Berlin, Frankfurt, Brugge, Dinant, Antwerp, Bruksel, Namur gezdik durduk.. Belcika lezzetlerini beraber tattik, beraber guzel havalarin tadini cikardik.. Benim icin cok guzel cok renkli gecen iki hafta oldu.. Ablamla ve abimle hasret gidermek gercekten iyi geldi.. Simdi yeniden is gunlerine geri donecegiz.. Ben buralarda degilken beni yorumlari ile yalniz birakmayan herkese tesekkurler..

Belcika cikolatacilarinin vitrinleri..


Belcika'nin Antwerp sehrinden..


Almanya Berlin'den..


Belcika Brugge'den..


Bizim eve yakin Tervuren Parki..

Pazar, Aralık 31, 2006

Mutlu Yillar!


Herkese mutlu ve saglikli yeni bir yil diliyorum.. Bu aralar gezmekteyim o yuzden yeni birseyler yazamadim.. Ablamlar burada oldugu icin cok cok mutluyum! Birlikte cok guzel vakit gecirip, hasretligi azaltmaya calisiyoruz.. Guzel hikayelerle yakinda burdayim..

Sevgiler..

Perşembe, Aralık 14, 2006

Eski Gunler..


Sene 2004.. Soguk bir kis gunu.. 23 Ocak.. Kanada'da gecirdigim son dogumgunum.. Yanimda cok sevdigim uc arkadasim.. Hatta arkadastan ote, kardesim olmus, abim olmus dostlarim.. Uzun zamandir gitmek istedidim cok hos bir mekanda surpriz bir aksam yemegi.. Ustune onlarca kattan olusan pastalari ile unlu super bir pastacida uflenmis tek bir mum..